|
Paul
Doany
Türk Telekom CEO
Konuşulan konulardan
biri yeni nesil şebekelerdi. İkinci çok
konuşulan konuysa Mobil sonlandırma ücretiydi.
Buradakiler yatırımlarıyla ilgili olarak
Amerika ve Avrupa farklı yönlere gitmeye
başladı. Burada kavramsal olarak altyapıya
yatırım yapanoperatörlerin diğerleriyle
paylaşmaması. Buradaki yaklaşım ise fiber
altyapısını paylaşmaya devam etmek ancak
Telekomünikasyon Kurumu'nun doğru fiyatlandırma
yapması kaydıyla. AB kararlarına karşın
Almanya ve İspanya'nın çok ciddi birşekilde
karşı çıktığını görüyoruz. Tabiki Türkiye
henüz Avrupa Birliği üyesi ülke değil ama
yine de oradaki operatörlerin yaptıkları
doğru şeylerden birşeyler öğrenebileceğimiz
gibi, yaptıkları yanlışlardan da birşeyler
öğrenebiliriz.
Burada bizim önerdiğimiz şeylerden ilki
rekabeti değerlendirirken sektörün geneline
bakmak. Sadece mobildeki rekabete ya da
sabitte ki rekabeti değil. Burada aslında
bütün taşınan trafiğe baktığımızda şuanda
sabitin toplam taşınan dakikanın 1/3'e mobilin
ise 2/3 üne sahip olduğu görüyoruz. Aslında
burada sadece sabitteki rekabete bakmak
ve pazar payına göre değerlendirme yapmak
çok doğru bir yol değil eski bir metod.
Şu anda AB nin de izlediği yöntem bu olmakla
beraber yakın zamanda bundan vazgeçeceklerini
düşünüyoruz. Müşteri ve trafik açısından
mobile baktığımızda artış sabit tarafta
ise tam tersine azalan bir trend sözkonusu.
Dolayısıyla değerlendirmeyi buna göre yapmak
lazım.
Turkcell'in en büyük müşterilerine baktığımız
zaman herkesin en büyük müşterileri burada.
Biz birinciyiz siz de diğer müşterilere…
TT, Turkcell'e en fazla trafik gönderen
operatör. Ama hep birlikte TT'nin ödediğinin
10 katı ücret ödüyoruz. Burada aynı zamanda
trafik gönderirken tek bacaklı interprans
kullanıyoruz. Turkcell bunu yaparken ikili
olanı kullanıyor. Aslında bu maliyeti yaparken
teorik olarak iki katına çıkaran birşey.
Bütün dünyada 1+1'in 2 etmesi gerekir. Yani
20 katı, 10 katı değil anlamına geliyor.
Bu neden bu kadar önemli. Çünkü burada hem
Türk Telekom için hem de Telkoder için hem
de hepiniz için aslında önemli olan şu siz
mobile trafik gönderemiyorsunuz şuan. Çünkü
burada yerleşik mobil operatör kendi maliyetinin
altında perakende fiyatının çok...... Perakende
fiyatları kendi maliyetinin çok altında
oluyor. TT'un fiyatlarıyla karşılaştıralım
mesela. Burada sonlandırmaya perakendeye
oranlarsanız bu çok katı bir şekilde Telekomünikasyon
Kurumu tarafından kontrol ediliyor. Siz
bizimle rekabet ediyorsunuz. Dolayısıyla
marjları çok iyi biliyorsunuz. Tabi ki Turkcell'i
daha yüksek fiyatla satış yapmaya zorlamanın
hiç kolay olmadığını biliyoruz. Gerçekci
birşey de değil. Tabi ki Turkcell müşterilerinin
Turkcell'in sunduğu en düşük fiyatla hizmet
almalarını isteriz. Burada yıkıcı bir fiyatlandırma
sözkonusu olsa gerek. Rekabet kanununa aykırı
olsa gerek ama bizim burada söylediğimiz
şey hepimizin aynı fiyata sahip olması.
Çünkü biz daha büyük müşteriyiz. Sadece
20-30 lira ödeyen bir Turkcell müşterisine
bakarsak 1/10 fiyat alıyor aslında. Bizim
100 milyonun 10'da 1'i kadar oluyor. Aslında
büyüklükler nedeniyle volume indirimi almamız
lazım. En azından eşit olması gerekir. Bizim
öneridiğimiz şey ilerlediğimiz yönün bu
olması gerektiğini düşünüyoruz. AB'nin nihayet
kabul ettiği durum budur. Onlar da artık
mobil sonlandırma ücretlerinin rekabetçi
olmadığını düşünüyorlar. Yerleşik operatöre
karşı hep bir önyargı sözkonusu. Ama burada
bir yasal gerekçe de yok. Çünkü fiyatlar
hep maliyetin altında. Birbirlerine yüksek
ücret ödeyen ama müşterilerinden daha az
ücret alan operatörler için de sanal bir
kullanıcı başına ortalama bir gelir sanal
olmasına sebep oluyor. Burada baktığımızda
TK ile uzun vadeli ortalama artan maliyet
üzerine çalışıyoruz. Hem sabit tarafta,
hem de mobil tarafta. Biz bu konuda çok
olumlu adımlar atılmasını umut ediyoruz.
Herşeyin sonunda maliyet esaslı hale gelmesi
mobil sonlandırmanın aynı şekilde farklı
konularda..
Aynı şekilde fiberi daha fazla kullanmaya
başladığımızda aynı esaslı paylaşıyor olmayı…...
Ve burada herşeyin şeffaf olmasını…... Bütün
bunların olması için şebeke ayrımının yapılmasına
gerek yok aslında. Çünkü aslında çok uzun
zaman alacak birşey bu bahsettiğimiz. Burada
altyapı ve hizmet ayrımını başka bir toplantıda
belki detaylarıyla konuşabiliriz. Ama ben
çok çabuk sonuçlar elde edeceğimiz tedbirlerden
bahsediyorum öncelikli. Dolayısıyla yapılması
gereken ilk şey pazarın genelinin değerlendirilmesi
pazar paylarına bakılırken sabit ve mobil
olarak birlikte.
2. si Telekomünikasyon Kurumunun belirleyici
maliyet modeline göre herşeyin hesaplanması.
Genişbant tarafında birkaç öneride bulunmak
istiyorum. Hepinizin bildigi gibi yeni operatörlere
yardımcı olması için pozitif ayrımcılık
çalışmasını yaptık. Ocak ayı itibariyle
de internetteki ÖİV'nin hem sabit internette
hem de mobil internette düşürülmesi. Hem
sektörün büyümesi için hem de alternatif
operatörler için çok önemli. Burada hükümette
bu konuda biraz daha desteklemek için jest
olarak şöyle birşey tavsiye ediyorum. Eğer
verginin azaltılması ya da kaldırılması
için bir adım atılırsa hükümet tarafından,
ondan sonraki 6 ay içerinde bir kere daha
benzer bir pozitif ayrımcılık yaparak çok
daha kısa sürede 6 ay içerisinde çok daha
fazla müşteri elde etmenizi sağlayacak başka
bir program sunacağız. Gene bu şekilde pazarı
büyütebiliriz. Ve o büyüyen pazarın en büyük
kısmını da pastayı da alternatif operatörler
alabilir. Tabi ki burada TTnet sizinle daha
kolay rekabet ediyor olmayacak çünkü size
göre daha az marjla çalışıyor olacaklar.
Eğitim desteğiyle ilgili son olarak birşeyler
söylemek istiyorum. Bizim Vitamin ürünümüz
var bütün okullara ücretsiz olarak verdik.
Bu ürünün alternatif operatörler tarafından
satılması söz konusu. Bu bütün ülke için
paylaşılmış bir kaynaktır. Hem internet
pazarının büyümesi hem de bilgisayar sahipliği
oranının artırılması açısından çok önemli
bir ürün ve çalışma olduğunu düşünüyorum.
Genişbant tarafında Wimax ve 3G lisanslarının
verilmesiyle farklı tipte bir rekabetle
de karşılaşıyor olacağız. Bizim en iyi müşterimiz
sizsiniz. Ve sizlere destek vereceğiz. Çok
teşekkürler.
Rekabet
Kurumu Temsilcisi Murat Çetinkaya
Hitap!..
Tabi ki şunu belirtmekte
fayda var telekomünikasyon sektörünün önemi
büyük... Yapılan birçok iktisadi çalışmada
birçok politika çalışmalarında gösterilmektedir
ki telekomünikasyon sektörü hayatımızda
diğer tüm altyapı sektörü gibi önemli bir
yeri vardır. Diğer düzenlenen sektörlerde
olduğu gibi ekonominin her alanında rekabetin
önündeki engellerin kaldırılması kurumumuzun
öncül birincil görevi. Kanun tarafından
verilmiş görevidir. Tabi ki telekom sektörü
gibi gayri safi yurtiçi hasıla ve gayrisafi
milli hasılaya önemli katkıları olan bir
sektörün rekabet ile ilgili problemlerinin
ortadan kalkması bizim açımızdan çok daha
önemli.
Bu çerçevede kurumumuzun yapmış olduğu
incelemeleri çalışmaları genel hatlarıyla
değerlendirirsek telekomünikasyona ilişkin
değerlendirmeler yapılan tüm incelemeler
içinde önemli bir yer tutmaktadır. Tabiki
sektörün hep tekelci yapısından egemen firma
yapısından bahsedilmekte ama zamanla şunu
gördük ki teknolojik gelişmeler çerçevesinde
sektörün tekelci yapısında en azından toplam
olarak olamasa da belli noktalarda bu doğal
tekel özelliğinin ortadan kalktığını görüyoruz.
İşte bu noktada da düzenleyici kurumların
tabi ki öncelikli sektörel düzenleyici kurumun
ardından da genel düzenleyici Rekabet Kurumu'nun
görevi ortaya çıkıyor. Şunu açıklıkla belirtmek
isteriz ki son zamanlarda BTK ile olan ilişkilerimiz
önceki zamanlara göre çok daha iyi bir şekilde
yürütülmektedir. Gerek teknik daireler bazında
gerekse üst yöneticiler bazında konulara
müdahil olma aşamasında birbirlerinin görüşlerini
etkin biçimde almaktayız. Bu doğal tekel
özelliğinin ortadan kalkmasının doğal sonucu.
Devletin bu sektöre müdahalesinin ortadan
kalması anlamına gelmiyor. Tam aksine benden
önceki konuşmacının da belirttiği gibi bu
sektörün serbestleşmesi aşamasıyla çok daha
farklı sorunlar ortaya çıkıyor. Ve bu sorunların
üstesinden gelmesi gereken kurum da BTK.
Düzenlemeleri etkin, etkin olmasından da
öte zamanlı yapması gerekiyor. Yapılan bir
çalışmada Türkiyede'ki telekomünikasyon
piyasasında reformların sıralamasına yönelik
yapılan bir çalışmada reformların zamanında
yapıldığını ancak çok daha etkin uygulanması
gerektiği sonucuna ulaşılıyor. Bu genel
girişin ardından Yusuf Bey'in de belirttiği
gibi birkaç konu var burada konuşulması
gereken. Bunlardan birkaç tanesini değineceğim;
birisi Kablo TV ve altyapı rekabeti diğeri
de genişbant. Genişbanta çok girmeyeceğim.
Biliyorsunuz genişbantla ilgili kurumumuzun
şu anda yapmış olduğu genişbant piyasasında
bir soruşturma var. İnceleme devam ediyor.
Nihayi karar önümüzdeki hafta ortaya çıkacak.
Genişbantla ilgili olarak kurumumuzun görüşlerine,
sektöre nasıl baktığına, ayrıntılı nihayi
karar çıktığı zaman hepimiz göreceğiz. Ancak
genişbantın sosyal ve ekonomik hayatın önemli
bir altyapısı olduğunu ve toplumların gelişmişlik
düzeylerini belirlerken önemli bir parametre
olarak değerlendirildiğini unutmamamız gerekir.
Değinmek istediğim asıl konu, kurum olarak
çok önem verdiğimiz husus aynı zamanda bu
konuşmaların konusunda da yer alıyor.
Altyapı rekabeti ve Kablo TV ile ilgili.
Bizim Kablo TV ve altyapı rekabeti ile ilgili
görüşlerimiz Türk Telekom'un özelleştirilmesi
aşamasında internet sitemizde de tüm kamuoyu
ile birlikte paylaştığımız dokumanımızda
gizli esasında. Kurul olarak kablo tv nin
TT AŞ.'den ayrılması ve özelleştirme aşamasında
özelleştirilmemesi bu bütünlük içerisinde
özelleştirilmemesi o dokumanı incelediğimizde
açıkça ortada. Ayrı bir altyapı olarak satılsın
veya satılmasın ayrı bir altyapı olarak
rekabet etsindi. Ancak bunu biz söylemiyoruz
medyada da çıkıyor. Kablo TV'ye şu anda
gerekli yatırımlar tam anlamıyla rekabet
edebilecek düzeyde yapılmamakta. Bunun RK
ile de bir ilişkisi yok BTK ile de ilişkisi
yok. Kamu olarak biz esasında kalkınma programlarında
özel ihtisas komisyonu raporlarında belirtilen
hedeflere ulaşmak için açık ve net bir irade
sergilememiz gerekir ki bu anlamda altyapılar
arasında gerçek bir rekabet tesis edilebilsin.
Tabi ki sektörün özellikleri dikkate alındığında
bu sektöre girecek işletmecilerin sadece
altyapı rekabetiyle ayakta kalabileceğini
sadece altyapı rekabetini elde etmek istediklerini
söylemek yanlış olur. Çünkü alt yapı rekabeti
yatırım merdiveni diye bahsediyoruz hep
en son aşama. Yatırım merdivenin genişbant
ve diğer sabit hizmetlerden farkı tam anlamıyla
düzenlemeyi gerektiriyor. Yalnız burada
da şunu belirtmek gerekir yatırım merdiveninin
basamaklarının birbirlerinden çok uzak olmaması
gerekir. Altyapıya erişim sıkı kurallara
tabi olsa dahi hedeflenen rekabetin tam
olarak tesisi için belirttiğim gibi yeterli
değil. Hizmetlerde serbestleşme sağlansa
bile altyapı fiilen tekel kaldığı müddetçe
rekabetin getirecegi faydaların da tam olarak
gerçekleşebileceginden bahsetmek mümkün
değildir.
Telekomünikasyon altyapılarının diğer işletmecilerin
paylaşıma açılması serbestleşme için önemli
bir adım olmakla beraber esasen gerçek bir
rekabet ortamının tesis edildiği anlamına
da gelmiyor. Altyapılarda rekabet sağlamadığı
müddetçe işletmeciler fili tekelin altyapısına
dolayısıyla tekele ve onun sunduğu tekelci
koşullara bağımlı konumda kalıyorlar dolayısıyla
rekabetin tam olarak gerçekleşebilmesi için
işletmecilerin farklı altyapılar üzerinden
hizmet sunabilmeleri gerekmektedir. Önemli
olan burada nerelerde dar boğaz olduğunu
tesbit edilmesidir. "Mobile termination
rate"lerin belirlenmesi de "fixed
mobiletermination rate"lerin belirlenmesi
de bu dar boğaz meselesiyle alakalıdır.
Bu konuda özellikle çağrı sonlandırma fiyatlarının
belirlenmesi konusunda Telekomünikasyon
Kurumu'muzun yetkisi oldukça geniştir. Bu
konuda görüşlerimizi almak üzere bu dokuman
burada doğrudan doğruya anti … sorunu vardır
demek yanlış olsa bile bu çağrı sonlandırmayla
ilgili piyasadaki hareketleri biz yakından
takip ediyoruz. Belirtmek istediğim bir
konu var. "Water fact effect"
denilen
mobilden mobile çağrı sonlandırma fiyatlarıyla
sabittten mobile çağrı sonlandırma fiyatlarının
tamamen birbirinden bağımsız bir şekilde
belirlenmemesi gerektiğini bunların birbirlerini
mutlaka etkilediğini söyleyen çalışmalar
var. Dolayısıyla biz bir tarafta mobilden
mobile çağrı sonlandırma fiyatını belirlerken
diğer tarafta tespit ederken birbirinden
bağımsız davranmamamız gerekir. Bu her iki
fiyat birbirlerini müşterilerin davranışlarını
telefon abonelerinin davranışlarını etkileyecek
niteliktedir. Dolayısıyla darboğazların
neler olduğunu net birşekilde tesbit etmek
gerekiyor ve uygun politika araçlarını müdahele
etmek gerekiyor.
Belirtilen bu hususlar hepimizin malum olmasına
karşılık dediğim gibi bazen zamanlama hataları
yapıyoruz. Ancak bizce kaybedilen zaman
özellikle gelecek nesillerin bizlere hesabını
soracağı bir kayıp zamandır. Bütün işlemlerimizi
biz kamu olarak, kurum olarak bu çerçevede
yapmaya çalışıyoruz. Telkoder'e böyle bir
imkan sağladığı için çok teşekkür ederim,
başarılı bir genel kurul geçmesini diliyorum.
Tayfun
Acarer
Bilgi İletişim Teknolojileri Kurumu Başkanı
Aslında konuşmanın biraz
dışına çıkmak durumundayım. Değişik birkaç
konu var. Ekonomik ve yapılan düzenlemeler
açısından yoğun bir gündemden geçiyoruz.
Bu ilerleyen dönemlerde işimiz biraz daha
hafifleyecek derken baktık ki her geçen
gün daha da yoğun bir tempo içerisindeyiz.
Kurumumuzun adı artık BTK. Gerçekten de
çok kısa bir sürede çok ciddi bir düzenlemeden
geçtik. Birkaç yıl önce kayıtdışı telefonlar,
e-imza, mobil e-imza, iletişim başkanlığı,
internet başkanlığı türkçe karakterler,
kısa mesajlarda gizli aramalar derken… satışı
en son geçen hafta başlayan numara taşınabilirliği
10 gün sonra 3G ihalesi, bu arada elektronik
haberleşme kanun tasarısı... Bu tasarı hem
bakanlığımızın hem kurumumuzun çok önemli
vaktini aldı.
Ama işlerimiz de daha bitmedi. Biraz önce
Yusuf Bey'in söylediği gibi bu kanunla ilgili
yaklaşık 50 tane yönetmelik çıkacak. Bununla
ilgili çalışmalar başladı. Bu aynı zamanda
sadece kurumun değil tüm sektörün de sorumluluğunda
olan bir konu. Biz diğer yönetmeliklerimizde
olduğu gibi mutlaka ve mutlaka bu yönetmelikleri
son halini vermeden hatta hazırlık aşamasında
sektörün ilgili kuruluşlarıyla toplantılar
yapıyoruz, görüşlerini alıyoruz ve azami
ölçüde bunları yönetmeliklere yansıtıyoruz.
3G ihalesinden sonra gündem yoğun yine çok
yoğun olacak. Bu süreç içinde sabit telefon
hizmetleri yetkilendirilmesi yapılacak.
Bu konuyu açıklamakta yarar var hem Türk
Telekom ile ilgili hem de Turkcell ile ilgili
bir takım eleştriler oldu. Bunlar tabi değerlendirilebilir
ama örneğin sabit telefon hizmeti yetkilendirmesinin
adı değişti biliyorsunuz. Bizim aldığımız
bütün kararlar yargıya açık olduğu için
yargının bu konuda vermiş olduğu karar doğrultusunda
biliyorsunuz yürütmeyi durdurma vermişti.
Bu doğrultuda biz yönetmeliğimizi yeniden
düzenledik. Ve bunu sabit telefon hizmeti
yetkilendirmesine çevirdik. Gerçekten yoğun
ve zor bir gündem var bundan sonra da. Ancak
beni gerçekten umutlandıran gelişmelerden
biri, bu bilgi teknolojileri ve iletişim
sektöründe son yıllarda özellikle Sayın
Bakanımızın da gayreti ile bu sektörün oyuncularının
biraraya gelmesi oluyor. Bu gerçekten son
derece önem verdiğimiz önemli bir gelişme.
Bugün farklı çıkar gruplarına ait işletmeciler
biraraya gelip ortak fayda bulmaya çalışıyorlarsa
bu durum pek çok karmaşık olarak görünen
sorunu çözmek için bana göre son derece
önemli bir husus.
Ben, Galip Bey hatırlar bu sektörün farklı
oyuncularıyla ilk kez biraraya geldiğimizde
tartışmalar o kadar hararetliydi ki bir
ara Galip Bey'e döndüm, dedim: Galip Bey,
karakola haber verelim, bu tartışma karakolda
bitecek! Ancak daha sonra bu tartışmaların
çok daha objektif ve çözüme yönelik bir
şekilde yapılmaya başladığını gördük ve
o günlere göre ilk başlangıca göre çok önemli
mesafeler alındı. Ancak bana göre daha da
mesafe almamız gereken pek çok konu var.
Ama en önemlisi; farklı çıkar gruplarının
temsilcilerinin artık birbirleriyle görüşüyor
olmaları. Bu konuda Sn. Bakanımızın birleştirici
yapısı son derece önem arz ediyor. Ben inanıyorum
ki bu görüşmeler ve diyaloglar ile Türkiye'deki
ICT dediğimiz Bilgi Teknolojileri ve İletişim
Sektörü daha da ileriye gidecek. Daha da
önemlisi karşılıklı güven ve kurulacak işbirlikleri
sonucu Türkiye içinde ve dışında temin edilecek
yeni fırsatlar ile bu sektöre ilişkin pazar
büyüyecek. Bana göre en önemli ve üzerinde
durmamız gereken konulardan bir tanesi bu.
Biraz evvel konuşmalarda belirtilen bazı
hususlara değinerek konuşmamı tamamlamak
istiyorum. Biliyorsunuz sabit telekomünikasyon
hizmeti yetkilenmesi yaklaşık iki sene evvel
kurum tarafından yapıldı. Sonra idari mahkeme
tarafından yürütme durduruldu. Daha sonra
buna uygun mahkemenin yürütme gerekçesine
uygun düzenleme yapılarak tekrar bununla
ilgili süreç başlatıldı ve bunu Bakanlığımıza
gönderdik. Bakanlığımız da Başbakanlığa
gönderildi. Mobil çağrı sonlandırma konusu.
Bildiğiniz gibi birkaç yıldır ara bağlantı
ücretlerinde sürekli düşüş var. İdeali mobil
operatörlerin ara bağlantı ücretlerini birkaç
sene sonra eşitlemek, sabitle çok yakınlaştırmak
hatta ideali eşitlemek. Bu Bay Paul'un de
söylediği gibi; Avrupadaki yeni trend bu.
Ama bunun için bir süreç geçecektir. Buradaki
süreç de düşme eğleminde olacaktır.
Şebeke içinde de kararlarımız var. Burada
da bir yargı süreci işledi. Yargı sürecinde
bizim aldığımız kararın yürütmesi durduruldu.
Numara taşınabilirliği sonuçları şu an çok
sağlıklı değil. 1 haftalık gelişmelere bakarak
burada tam net birşey söylemek doğru değil
diye düşünüyorum. Ama sevindirici olan bir
husus şu ana kadar yaklaşık 150 bin civarında
numara taşındı. Ve bunun %80'ninin işlevi
6. gün değil ortalama 1,5 günde bitti. %10
civarında da red oldu. Bilgi ya da belge
eksikliğinden dolayı. Daha önce de belirtildiği
gibi max. 6 günlük süreç ortalama 1,5 günde
şu anda tamamlanıyor. Umudumuz ve istediğimiz
bu sürecin artık günler değil, saatler düzeyine
inmesi. Belki birkaç ay sonra bu konuda
da yeni düzenlemelerle de bu süreci indireceğiz.
Maliyet bazlı tarife çalışması; bu konuya
da özellikle deyinmek istiyorum. Kurumumuz
tarafından Avrupa Birliği ile Avrupa Birliği
projelerinden yararlanarak yaklaşık 1 milyon
avroluk bir proje bu. Tam bir yıldır devam
etti. İki hafta önce tamamlandı. Ve bunu
çok kısa bir süre sonra gerek sabitte gerekse
mobilde kamuoyu ile paylaşacağız. Ben kişisel
kanaatımı söylüyorum. Yine de burada çok
keskin düşüşler, çok agresif kararlar sektöre
fayda yerine zarar verir. Burada da makul
bir geçiş sürecinin olmasına inanıyorum.
Ama bu geçiş süreci hiçbir zaman 3 ya da
5 yılı da bulmaması gerekir diye düşünüyorum.
Kablo TV konusunda burada özellikle Sayın
Bakanımızın ve bizim bütün temennimiz, gayretimiz
baştan beri hep uzlaşmadan yanaydı. Maalesef
detayını da herkes biliyor uzlaşma sağlanamadı
ve mahkeme süreci başladı. O da malesef
işte sürecin bu noktaya gelmesine yol açtı.
Kabloya yatırım yapılıyor ancak olay anlaşarak
sonuçlansaydı herhalde biraz daha farklı
olurdu diye düşünüyorum.
Karşılıklı güven ve kurulacak işbirlikleri
sonucu Türkiye'nin içinde ve dışında temin
edilecek yeni fırsatlar olacaktır. Bu yeni
fırsatlar bu sektöre ilişkin pazarın da
büyümesine vesile olacaktır. Türkiye'de
bilgi teknolojileri ve iletişim pazarının
yani bilişim pazarının büyümesi ülkemizin
kalkınmasına ve masır medeniyet düzeyine
erişmesine büyük katkı sağlayacağını düşünüyorum
bu vesileyle hepinize saygılar sunuyorum.
Bakan
Binali Yıldırım
Hitap!
Telkoder Genel Kurulu'nun
hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Genç
bir sivil toplum örgütü genç denilebilecek
durumda. 8. yılına başladı hemen hemen serbestleşmeyle
de yaşıt diyebiliriz. Sivil toplum kuruluşlarımız
tabi demokratik yaşamın vazgeçilmez unsurlarıdır.
Esasen bu gelenek bizim kültürümüzde medeniyetimizde
yeni değildir. Osmanlıdaki ailik - lonca
teşkilatından başlayan bu anlayış bugünlerde
sivil toplum kuruluşları olarak günden güne
etkisi daha da artarak devam etmektedir.
Esasen Avrupa Birliği tam üyelik sürecinde
de sivil toplum kuruluşlarının AB'ne uyum
konusunda ciddi katkılarını, desteklerini
de almaktayız.
Değerli konuklar burada birçok yönden tarafların
görüşleri ortaya kondu. Hakem de sözünü
söyledi. İşletmeci, yerleşik etkin işletmeci,
büyük işletmeci, küçük işletmeci herkes
beklentilerini sıkıntılarını olması gereken
durumu ortaya koydular. Telekomünikasyon
Kurumu ve Rekabet Kurumu temsilcisi buna
ilişkin değerlendirmeyi de yaptılar. Bilgi
teknolojileri ve iletişim sektörü son birkaç
yılda 2000'li yıllardan itibaren veya son
10 seneden beri hayatımıza çok fazla girmeye
başladı. Önceden çok fazla konuştuğumuz,
görüştüğümüz, birbirimizden talepkar olduğumuz
bir alan değildi. Neden böyle oldu? Çünkü
artık toplumsal hayatımızın bireysel hayatımızın,
devlet vatandaş ilişkilerinin vazgeçilmez
unsuru hale geldi. Yani artık çok kişiyi,
70 milyonu ilgilendiriyor. 6,5 milyar insanın
yarıdan fazlası bugün bu teknolojilerin
getirdiği nimetlerden istifade eder hale
geldi. 2000'li yıllarda tesis iletişimine
sabit iletişim dendiği zaman kimsenin aklına
cep telefonununun geleceği, bu kadar hızlı
olacağı, büyüyeceği söyleyemezdi. Böyle
birşey yoktu. 2002 çok geç değil rakamlarına
bakıyoruz neredeyse başa baş.
Bugün geldik 66 milyonu bulmuş cep telefonu
sabit ve 18.9'dan 18'e gerilemiş. Bu eğilim
bu değişim aynen devam edecek. O halde ne
yapmak gerekiyor. Yapmamız gereken yapacağımız
düzenlemeleri, alacağımız kararların sabit
ya da mobil işletmeci gibi bir tasniften
çıkarıp top yekün pazarın serbestleşmesi
etkin rekabetin sağlanması esasına göre
daha titiz ve yoğun bir şekilde yapmamız
gerekir. Çünkü nihayet etkilediği alan ve
bunu kullanan abone, vatandaş sayısı günden
güne arttığına göre her iki sektörün etkin
bir şekilde gözetim, denetim altında tutulması
gerekiyor. Bu noktaya geldik.
TK'da bu anlamda gerekli çalışmaları yürütüyor
yeni adıyla BTK. Türkiye'deki büyüklükleri
tekrar hatırlatmakta yarar görüyorum. Büyüklükler
aylar bazında değişiklik gösteriyor. Bu
bakımdan önemli. Sabit abone 18.9'dan 18'e
gerilemiş durumda. Hane bazında %98 penetrasyonumuz
var. Mobil 23 milyondan 66'a yükselmiş.
%93 penetrasyona erişmiş. Yükselmeye devam
ediyor. Genişbant 6 milyona gelmiş % 8 hane
başında kullanıcıya ulaşmış. 2002'de 3000
abone var, yok denecek kadar az. Bir takım
şirketlerin özel hatlarla çektiği şeyler
var. Internet kullanıcısı 27 milyon, nüfusa
göre penetrasyon %37'yi bulmuş. Kimininki
de 4.3 milyon civarındaydı. Pazar büyüklüğü
11-12 milyar dolardan bugün 31 milyar dolara
çıktı. Pazarda çok ciddi bir büyüme var.
Türkiye'nin potansiyeli Türkiye'nin büyüklüğüne
göre bu pazar büyüklüğü yetersiz, düşük
diye düşünüyorum. Ama ilginç olan birşey
var. Bu bilgi iletişim teknolojisi sektörü,
pazar büyümesi Türkiye büyümesinin çok üzerinde
seyrediyor. Rakamın 10 milyardan 30 milyara
gelmesi kaç yıl içerisinde bunu ifade ediyor.
Örneğin 2008 büyümesi 2007'ye göre % 20,
2007 büyümesi, 2006'ya göre %22, global
ekonomik krizle bundan böyle ne olur onu
2009'da izleyip göreceğiz. Şimdiden birşey
söylemek doğru değil. Serbestleşme süreci
hepimiz biliyoruz. A B C lisanslar ile 32
tane faal uzak mesafeci bulunuyor. Uluslararası
ve ulusal düzeyde tekelin sona ermesi ile
yetkinlendirmeler de 2004'ün Mayıs ayında
yapıldı. O günden bugüne bazıları bu işten
vazgeçti. Bazıları ısrar etti, ben burada
varım diye devam etti. Ben burada varım
diyenlere teşekkür ediyoruz sabır ve kararlılıklarından
dolayı. Mutlaka sonunda muratlarına erecekler.
Şimdi bu uzak mesafede tabi herşey istediğimiz
gibi gitmedi. Şuan elimizde olan oranlara
bakıyoruz. Cep telefonundaki sonlandırmalarda
%29'a... Yurtdışından gelip sabit şebeke
sonlandırma %63, yurtdışı çağrılarda %22,
şehirlerarasında %8, şehiriçinde yok.
Esasında oranlar fena değil ama istediğimiz
düzeyde değil. Oransal yüksekliği az olabilir
ama trafik hacmi az ise oran olarak yükseklik
birşey ifade etmez. Bunlar sıfırdan buralara
geldiğimiz noktalar olduğu için bu rakamları
verdim. Şehiriçinde şu anda yönetmelik Başbakanlıkta
birkaç güne kadar yayınlanır. Şimdi bu vesiyleyle
ben birşeyin üzerinde durmak istiyorum.
Türkiye'de öğrenmemiz gereken başka birşey
daha var. Düzenlemeler yapıyoruz yani yürütme
olarak kararlar alıyoruz. BTK kararlar alıyor,
işletmecilere yönelik, pazarın serbestleşmesine
yönelik, düzenlemeye yönelikk denetlemeye
yönelik kararlar alıyor. Hemen hemen hepsi
yargıya taşınıyor. Burada birşey aklımıza
geliyor ya alınan kararlar yanlış ya da
bizim düzenleme ve denetleme kurumlarına
karşı yaklaşımımız yanlış. Sonuca bakıyoruz
%95'i düzenleyici kurum lehine sonuçlanmış.
Demek ki yanlış, bizim düzenleyici ve denetleyici
kurumlara karşı oluşan bakışımızda. Bunu
mutlaka düzeltmemiz lazım. Eğer burayı bir
otorite olarak görmezsek zaman kaybediyoruz.
Ve bundan ülke kaybediyor. İşletmeler kısa
vadede kaybediyor ama bizim bilgi toplumu
hedefimiz gecikiyor. Ülke kaybediyor. Benim
birinci derece de baktığım ülke kaybediyor.
Çünkü bilgi toplumuna mutlaka Türkiye'yi
taşımamız lazım. Bizi yeni milenyumda öne
çıkaracak Atatürk'ün hedef gösterdiği yere
taşıyacak olan bilgi toplumudur. Bilgiye
sahip olma, bilgiyi kullanma ve bilgiyi
üretme. Bunu başarmanın yolu süratla bu
alanda teknolojilerin gerisinde kalmadan,
teknolojinin geliştirilmesinde bir ortak
paydaş olmaktan geçiyor. Bu teknolojileri
en iyi şekilde kullanan vatandaşına kullandıran
kamuya milyarlarca dolar tasarruf sağlatan
ayrıca vatandaşın yaşam kalitesini artıran
hayatını kolaylaştıran bir idare olmanın
olmazsa olmaz yolu olarak görüyoruz. Bunu
yaparken tabi pazarın da adil serbest rekabeti
sağlayacak şekilde oluşmasını kollayıp gözetlemek
tabi ki idarenin görevleri. Stratejiyi şüphesiz
bakanlık belirliyor. Siyasi irade belirliyor.
Ve onun gereğini de düzenleyici kurum yapmak
gayreti içerisinde oluyor.
İdarenin yaptığı her türlü iş ve işler
yargıya tabii. Ama yargıda az önce söyledim
çok zaman kaybımız oluyor. Ama yargı sonuçlarını
da hakikaten değerlendirilmesi lazım ve
yanlışta ısrar edilmemesi lazım. Bunu özellikle
bu vesileyle ifade etmek istiyorum.
Herşeyimizi yargıya götüreceksek hiçbir
kurul kurumsal düzenlemeye, yasal düzenlemeye
ihtiyaç yok. Neden yargıda gecikme oluyor?
Eğer herşey yargıya taşınınca dosyaların
hattı hesabı olmuyor bir, ikinci de bu alanı
bırakın hakimler bu işin tahsilini yapanlar
bilmiyor. O kadar hızlı değişik bir alan
ki burada karar oluşması tecrübe kazanılması
yıllar istiyor. Bu da olmayınca bu işten
de olumsuz sonuçlar ortaya çıkabiliyor.
Birçok konu çözümsüz kalabiliyor. Kabloda
yaşadığımız bu diğer konularda yaşadığımız
hepsi bu. Kabloda, şehir içinde, şebeke
içinde yaşadığımız bu ara bağlantıda, bütün
alanlarda temel düzenlemelerde temel kavşaklarda
dönüm noktalarında hep bu sorunu biz yaşadık,
yaşamaya da devam ediyoruz.
Hem işletmeciler hem düzenleyici kurul
çok titiz davranması lazım, çözümler dialogdan
geçer. Diyalogu oluşturacağız, konuşacağz
görüşeceğiz. Orta yolu bulacağız.
Çözümü bulacağız, zaman kaybına meydan
vermeyeceğiz. Biz hakikaten parlementoda
ulaşım ve iletişimle ilgili konularda teknik
konular siyaset yapılacak bir alan değil.
Oturuyoruz konuşuyoruz. Uzlaşmayı buluyoruz.
O şekilde yasal düzenlemeler de yapmıyoruz.
Birçok kanunda bunu başardık. Muhalefet
milletvekili, komisyon başkanımız burada
mutlaka farklı fikirler var, değişik öneriler
var. Bunların hepsini dikkate almak süretiyle
tabi ki sivil toplum kuruluşları, işletmeciler
onların...
Sürekli faturayı işletmecilere çıkarmak
doğru değil. Onlar da bu ülke insanına hizmet
vermek için canla başla çalışıyorlar. Hakikaten
de güzel şeyler yapıyorlar. Bu çalışmaları
da görmemiz lazım ama herkesin yerli yerinde
durması, birbirlerinin hakkına tecavüz etmemesi
bizim gözeteceğimiz konular arasındadır.
Bunu da imkanlarımız ve yetkilerimiz dahilinde
yapmaya çalışıyoruz. Yargının el attığı
şey de bizim de ellerimiz kalkıyor artık
yapacak birşey yok. Ama ona rağmen çözüm
üretiyoruz. Şehir içinde yargı süreci devam
ediyordu ama biz dedik ki arkadaşlara kardeşim
hassasiyeti dikkate alarak tekrar düzenleyelim.
Biz bunun arkasına sığınmış gibi gözükmeyelim.
Burada anlayış herkeste olması lazım. İsteklerin,
taleplerin makul, adil olması gerekiyor.
Şimdi altyapı, işletmecilik verilen katma
değerli hizmetlerden ayrı bir hale geliyor.
Yakınsama kavramı var. Altyapının verilen
hizmetlerden bağımsız olduğu gibi her hizmetin
tek altyapıdan veya bir hizmetin birçok
altyapıdan verilebilir hale geliyor. Şimdi
genişbant, genişbantta ufuk o kadar geniş
ki, şimdi 2 tane lisans vereceğiz onlar
tamamen yeni otoyollar yeni altyapı anlamına
geliyor. Sadece telekom alt yapısı söz konusu
değil. Havadan otoyol hazır. Böyle imkanlarımız
var. Kaldı ki alternatif altyapılar da oluşuyor.
Altyapıyı kullandırmamakta cimrilik yapan
varsa kendisi kaybeder. Bu süre içerisinde
kaybeder. Çünkü seçenekler çoğalıyor bunun
verilmesi lazım. Bu altyapı işletmesinin
de geliştirilmesi lazım. EHK sonunda çıktı.
2005'ten beri devam eden bir süreç. Birkaç
sefer çıkma noktasına geldi ama nihayet
uzun ince bir yoldan sonra çıktı. Hayırlı
uğurlu olsun sektörümüze. 10 kasımda yürürlüğe
girdi. Unutulmayacak bir tarih. Ne yaptık?
Bütün Cumhuriyet tarihindeki mevzuatı biraraya
topladık. Elimizde derli toplu bir mevzuat
var. Rekabetle ilgili konular daha net tanımlandı.
Öyle ümdi ediyoruz. İşletmecilerin önündeki
belirsizlik giderildi ve argeye önemli vurgu
yapıldı yeni kanunda. Yusuf Bey'de konuşmasında
söyledi. Önemli olan uygulamalar sonucunu
görmektir. Uygulamalar yorucu işlemlerden
kurtarılmalıdır. Bu işlerde para maliyenin
parasıdır. Devletin parasını dağıtırken
o kadar hızlı ve cömert olunmadığının bilinmesini
isteriz. Biz mevzuatımızı yaparken mümkün
olduğunca işlemleri sadeleştirmeye çalışırız.
Yoksa teorik olmaktan çıkamaz biz bir teşvik
kanunu daha çıkardık. Orada da henüz sabrı
şifa adım atılmış değil oradaki yavaş işlemenin
burada da olmaması için arkadaşlarımız 2.
düzenlemelerde basit anlaşılabilir yapacaklarını
değil yapayacaklarını kağıda dökerlerse
işimiz daha kolay olur. Daha hızlı yol almış
oluruz.
3G nin lisansına günler kaldı. Bu TR'de
yeni bir açılım beraberinde getirecek. Katma
değerli hizmetler artmış olacak. Genişbantta
ciddi anlamda bir genişleme olacak bunu
da beraberinde getirecek. Arge faaliyetlerine
de tabiki bu vesileyle birlikte yeni bir
ivme gelecek. Çünkü burada katma değerli
hizmetlere ilişkin çok değerli gelişmeler
olacak. Program ve donanım anlamında. Bundan
sonra 2009 yılının ilk aylarında devreye
girecek olan genişbant telsiz erişimi. Yani
ses dışındaki tesis erişimi var. Wimax diye
de tanımlanan bunun dışında gerekli diğer
lisansları vereceğiz. Bu da bölgesel farklılıklara,
iletişimde bölgesel farklılıkları ortadan
kaldırmaya çok katkıda bulunacak.
Numara taşınabilirliği uygulaması başladı.
Altyapı da herhangi bir sorun yok. 145 bin
150 bin müracatı olmuş. Eksik mi fazla mı
bilemem bunu vatandaşın bilmesi lazım. Ama
Yusuf Bey'in de dediği gibi büyük işletmeci
bundan gönülsüzdü, tedirgindi. Halbuki bu
düşüncesinin doğru olmadığı ortaya çıktı.
Bunun üzerinde de inceleme yapılması lazım
niye insanlar oraya gidiyor. Herhalde bir
cazibe var insanlar o nedenle oraya gidiyor.
Diğerlerine karşı haksız bir rekabet oluşuyor
mu oluşmuyor mu gözden geçirmek gerekir
diye düşünüyorum. Sanal operatörlerle ilgili
yani mobil tarafta uzak mesafelerin muadilini
oluşturacak uygulama ile ilgili vergi bakımından
bir problemimiz var o problemi yılbaşında
çözeceğiz. İki sefer vergiden vergi alınma
gibi bir uygulama var. Çıkan kanun böyle
yorumlanıyor bunun için yine kanunda bir
düzeltme yapacağız. Malesef başka bir yolu
yok. Bir esneklik bulunmadı bunu yaptığımızda
güçlü mobil işletmecilerin de dağıtıcı firmaları
olacak. Yani şu andaki uzak mesafeciler
o işe de girmiş olabilecek. Pratik olarak
bu anlamda bir pazar pazı elde etme imkanına
kavuşacaklar.
Piyasa analizleri tüketici hakları işletmecilerin
denetimi hizmet kalitesinin belirlenmesi,
kamuoyu ile paylaşılması, frekansların daha
etkin kullanılması. Bu ve buna benzer birçok
vatandaşa yönelik türkçe karakterler numara
gizliliği vb. birçok kurumun zaman içerisinde
ortaya koyduğu icraatlardır. Bunların faydalarını
vatandaş görüyor ve takdir ediyor. Bu süreç
yaşayan bir süreçtir. Bu her seferinde gelişiyor.
Gelişmeler oldukça yeni düzenlemeler oluşuyor.
Bu bizim ülkemizde olan bir hadise değil
gittiğimiz yerlerde hep aynı şeyler konuşuluyor
merak etmeyin. Yani farklı şey konuşanı
ben görmedim. Gündem herkes için aynı. Büyük
işletmeler, küçük işletmeler, altyapı yatırımı
ve etkin kullanılması teknolojiden bağımsız
sisteme geçilmesi, yakınsama, yayıncılıkla
iletişimin birleştirilmesi bunlar dünyanın
gündemi. Yani bilgi iletişim teknolojisi
ile ilgili dünyanın gündeminde ne varsa
Türkiye'nin gündeminde de o var. Onlar konuşuluyor.
Bu ülkemiz adına sevindirici birşey. Demek
ki gündemin dışında değiliz bu anlamda.
Gündemi iyi takip ediyoruz. Sektör iyi takip
ediyor, biz iyi takip ediyoruz. Adımları
da birer birer atıyoruz.
Sapanca'da yaptığımız toplantıdan bu tarafa
uzak mesafecilerin %3 artmış bu da önemli
bir adım diye düşünüyorum. Bu adımlar devam
edecek. Tekrar genel kurulumuzun hayırlı
uğurlu olmasını diliyorum. Saygılar sunuyorum.
Müsadenizi istiyorum. Tekrar saygılar sunuyorum.
CHP Uşak
Milletvekili Osman Coşkunoğlu
Sadece bir genel kurul
olmanın ötesinde görüşlerin paylaşıldığı
bir platform önemli bilgi alışverişlerini
yer aldığı bir platform haline gelmiş olan
TELKODER'i bu noktaya taşıyan ve emeği geçmiş
herkese bu vesileyle teşekkür ederim. Bu
platformda çağımızın sadece sektörün kendi
niteliğinden değil bütün diğer sektörlerin
bir kaldırıcı olarak görevini de görebilen
telekomünikasyon sektörünün ülkemizde gelişmesi
için sivil toplum örgütü olarak önemli bir
görev yaptınız, yapıyorsunuz. Bu nedenle
teşekkür ederim.
Bu zamana kadar söylenenlere eklemek istediğim
2 konu var. Birincisi Kasım'ın ilk haftasında
Strazburg'daydım. Komisyon görevim AB uyum
komisyon görevlisi. Dolayısıyla AB'de neler
olup bittiğinin yakından izleme fırsatı
buluyorum. Benim bulunduğum hafta 5 Kasım
günü AB'nin 2008 Türkiye ilerleme raporu
yayınlaması. Bu raporun 50. sayfasında bazı
noktalar burada da ifade edildi. Bilgi mahiyetinde
AB saptamalarını sizinle paylaşmak isterim.
Bu rapor şu saptamaları yapıyor. Sabit hat
ve genişbant pazarlarında rekabet hala marjinal.
Genişbant internet erişiminin % 95'inden
fazlası yerleşik firmanın internet operatörü
tarafından veriliyor. Yerleşik operatörün
toplam ve perakende hizmet birimlerinin
ayrışıtırılması konusunda kayda değer bir
ilerleme yok. İletişim hizmetleri üzerindeki
yüksek vergiler problem olmaya devam etmektedir.
Evrensel hizmet kapsamı ve uygulamaları
AB müktesebatı ile hala uyumsuzdur. Sabit
şehiriçi hatları hala serbestleşmemiş bunun
sonucu olarak da sabit hat ve genişbant
pazarlarındaki rekabet ortamı oluşamamıştı.
Düzenleyici kuruluş yeterli kadro ve finansal
olanaklara da sahiptir. Ama yetkilendirme
süreçlerinde bağımsız davranamamaktadır.
Karar süreçleri saydam değildir. Ayrıca
bunlara ek olarak 50. sayfada yer alıyor.
Bunları da bu şekilde paylaşmak istedim.
Bir saptama olarak önümüzde duruyor. Şimdi
ben gideceğim yine Strazburg'da Brüksel'de
bu ilerleme raporu ile ilgili orada tartışmalar
içerisinde bulunacağım. Ve bu konularda
neler söyleyeceğim konusunda bu toplantıdan
da fikirler alıyorum. Son AB Daimi Temsilciler
Komitesi toplantısında bilgi toplumu ve
medya başlığının müzakerelerin başlaması
için karar alındı. 35 fasıl var bizim AB
müzakereleri içinde bu 35 fasıldan bir tanesidir
bu. Bu faslın açılması için ön koşullardan
biri EHK'dı. 5 Kasım günü AB ilerleme raporu
yayınlandı. 6 Kasım günü TBMM'den EHY geçti.
Diğer konularda paylaşmak istediğim bir
konu var. Yıllardır konuşuyoruz. Serbestleşme
2004'ten beri başlamış olması gereken bir
olgudur. Rekabetin oluşması. Bir noktayı
tekrar açıklığa kavuşturmak istiyorum burada.
Türk Telekom'un özelleştirilmesi (satış
farklıdır, özelleştirme başkadır) neden
önce ben buna şiddetle karşı çıkıyordum.
Neden? İki tane kaygım vardı. Bir tanesi
Türkiye bir Teletaş örneği taşıdı. Alcatel
geldi Teletaş'ı satın aldı. Argesini kapattı.
Ve ben ondan sonra Teletaş'ta mühendislik
görevi gören yaratıcı teknoloji geliştirenlerle
Amerika'da Silikon Vadisi'nde tanıştım.
Türkiye için teknoloji geliştiriyordum şimdi
Amerika için dediler. Yaşamış olduğumuz
bir deneyimdir Türkiye'de. İkinci kaygım,
ki bu kaygım Dünya Bankası araştırmacısı
bir tanesi tarafından da benimseniyor. Gud
Watson. Bir rapor yayınladı. Bu raporu sizinle
paylaşmakta ısrar ediyorum. Bu raporun içeriğinin
özeti olarak arzu edene bende pdf dosyası
olarak var. Dünya Bankası'nın resmi yayını
değildir, gönderirim. Rapor sıralama önemli
midir? Neyin sıralaması? 3 aşamanın sıralaması.
Birincisi telekom sektörünün serbestleşmesi,
ikinci rekabet ortamında düzenleyici kurumun
bunu yapabilecek konum ve bağımsızlıkta
olması, üç özelleştirme. İşte Watson bu
raporunda dünyadaki bütün telekom özelleştirmelerini
inceleyerek şu sonuca varıyor ki, evet sıralama
önemlidir. Önce serbestleşme gerçekleşmelidir.
Ondan sonra o serbestleşmiş piyasayı düzenleyici
kuruluş, gerçek bir rekabet ortamını yaratma
adına güç, olanak ve bağımsız kaynaklara
kavuşmalıdır. Ondan sonra özelleştirme tartışılabilir.
Şimdi bu olmamıştır Türkiye'de. Ve yıllardır
2004'ten beri en azından 2005'ten beri başka
şekillerde bunun sıkıntısını yaşıyoruz.
İşte bu da benim ikinci kaygımdır. Birincisi
Türk Telekom'u böyle bir satın alma ve üzerinden
rant elde etme kaygısı vardı. İkinci kaygımda
rekabet ortamının tam oluşmadığı durumda
bu satış gerçekleşirse özel tekel konumunda
ve hükümette devletin bir kurumu olması
dışında hükümetle yanlış ilişkiler içerisinde
ahbap çavuş ilişkileri içerisinde işini
yürütmekte. Türk Telekom'u bu bakımdan izliyorum.
30-31 Ekim günleri Türk Telekom'un genel
müdürü TT'da olan arge çalışmalarını göstermek
için bir program yaptı. Bütün sektörün herkesle
iletişim içerisinde ve karşılıklı diyalog
içerisinde siyaset anlayışı yürütmeyi seven
ve bilen biriyim. 30-31 Ekim de sadece argelerin
yapıldığını değil -ben milletvekili olmadan
önce konum teknoloji konularıydı. Pazarı
büyütmeye yönelik çalışmaların ve ürünlerin
çabaları gördüm. Fakat ne yazık ki Türk
Telekom'u üzerinden para kazanmak değil,
argeye teknolojiye yatırım yapan bir şirket
olarak görmek benim birinci kaygımı giderdi.
Fakat o olaydan bir hafta sonra ikinci kaygımı
pekiştiren bir gelişme daha oldu. Sizler
sivil toplum örgütü olarak önemli bir görev
veriyorsunuz. Görevinizi biliyorsunuz yerine
getiriyorsunuz. İktidarın yürütmenin bazı
görevleri vardır. BTK nın görevleri var.
Muhalefetin de görevleri var. Nedir? Hükümetin
icraatlarını denetlemek ve yerinde öneriler
sunmak. İlla kavga etmek değil. Bir gelişme
hakkında, Ulaştırma Bakanına bir yazılı
soru önergesi verdim. Amacım bilgi istemek.
Arkasında dehşetler içerinde bir gelişme
oldu. Bunu burada duyurarak hepinizin önünde
çok ciddi bir uyarı yapmak istiyorum. Bir
şirketin genel müdürü benim bir milletvekili
olarak bakana sorduğum bir soruya saçma
sapan içi boş içeriksiz, düzeysiz bir karşılık
vermeye cüret etti. Benim bakana sorduğum
bir soruya karşılık vermek cüretini gösterene
sen kim oluyorsun derler.
.....
Sizin bazı açıklamalarınız bazı şirketleri
borsada işlem gören şirketleri yıpratabilir.
TC'de birçok muhalefet hükümeti denetleme
görevi içerisinde zaman zaman doğru yanlış,
haklı haksız hükümetin bazı şirketlerle
kendilerine göre usulsüz ilişki içerisinde
olduğunu kayıran ihaleler yapıldığını iddia
etmiştir. Doğrudur yanlıştır! Ama bu iddiayı
her muhalefet iktidarlar için yapmıştır.
Siz hiçbir şirket yöneticisinin kendini
ortaya atıp işgüzarca hükümete kendini siper
edip sen benim borsada değerimi düşürüyorsun
deyip gülünç bir iddiayla ortaya çıktığını
gördünüz mü geçmişte? Ben görmedim... Muhalefet
bunu yapar. İktidara hesap sorar bazı ilişkilerden
dolayı. Ve bundan kimse üstüne vazife çıkarmamalı.
Bunun muhattabı sadece hükümettir. Üzerine
vazife olanlar kendi şirketlerini kendileri
zor durumda bırakır. Bunun geçmişte kaldığını
umuyorum. Bu sektörde eninde sonunda bazı
uzlaşmalara varılacak. Uygar insanların
uygar diyaloğu olarak devam etmesini dilerim.
Sayın Telkoder Başkanı yenilikçiliğin bu
son çıkan EHK yasasında yenilikçiliğin önünün
yani bürokrasiyle yavaşlatmamak önemli gerçekten.
Türkiye'de bir kültür var. Amerika'daki
kültürün tersi. Amerika'da birisi suçlu
olduğunu kanıtlayana dek suçsuzdur. TR'de
de baştan suçlu olduğu görülür insan suçsuzluğunu
kavrayana kadar imanı gevrer. Uygulamanın
önünü açmak ama yanlış yapanlarla çok ciddi
hesap sormak gerekir. İşlensel ayrım. Bu
konuda çok kısa, sanayi devrimi nasıl başladı?
Üretimler yapılıyordu. Bunların hepsini
topladılar, bir fabrika çatısı altına koydular.
Bu işletmeler dikey entegrasyon dediğimiz
değer zinciri içerisinde hepsine sahip olma
gibi bir hevese kapıldılar ve 20. yy'ın
ilk yarısı 60-70'lere kadar bu böyle geldi.
80'lerde ortaya çıkan dikey entegrasyon
yerine bir işletmenin extended enterprise
denilen yani bir işletmenin uzamış dal budak
sarmış ağ teknolojilerin gelişmesi sayesinde
mümkün olmuş bir gelişmedir. Bu Hong Kong'ta
tasarımı yapılır Newyork'ta pazarlaması
yapılır, Kocaeli'nde üretilir, Afrika'da
satılır vs... Böyle bir sistem oluşmuştur.
Sn. Arıak bunu çok güzel ifade etti. Bu
dikey entegrasyon yakınsama illa bütün herşeyi
bir kuruluşun bir şirketin sahip olması
ihtiyacını ortaya çıkarmıyor. O kutuplaşma
dediğimiz durum o firmanın kendisine zarar
verir. Mobil operatörde hakim bir operatör
numara taşınabilirliğinde bütün ülkelerde
%10 civarında kaybetmiştir. Bu sistem dinamiğinin
nasıl işleyeceği konusunda çok amatörce
tahminler yapmamak gerektiğini düşünüyorum.
Bir kriz ortamına geliyoruz. Telekom sektörü
hem kendi sektörü açısından hem diğer sektörlerin
kaldıracı olarak önemli görevler düşüyor.
Bu görevlerde olgun diyalog olmalı ve herkes
kendi görevini doğru yaptığı ortamda Türkiye'ye
kazandırarak ilerleyebiliriz. Ben burada
ileride mesleki konum olan teknolojiyi konuşmak
isterim. Milletvekili olarak sektörün gelişip
büyümesi için uygulanması gereken politikaları
konuşmak isterim. Tüm sektörün kaldıracı
olan telekom sektörünü nasıl büyütürüz ki
herkes büyüsün ayrı ayrı birbirine karşı
değiliz. Ve şu günlerde… ekonomik krizin
etkilerini ülkemizde de hissettiğimiz şu
günlerde sektör için neler yapabiliriz ve
diğer sektörler için neler yapılabilir.
Pozitif toplamlı ülkemizde de sektör için
neler yapabiliriz, çok önemli bir konu.
Önümüzdeki günlerde tartışacağımızı umarım.
Telkoder olarak sektörü büyütme mücadelinize
elimden gelen her türlü katkıyı yapmak istediğimi
belirtir daha da büyük başarılar getirmesini
dilerim.
AKP Samsun
Milletvekili, TBMM Ulaştırma İmar Turizm
Bayındırlık Komisyon Başkanı Sn. Mustafa
Demir
Hitap!
Genel Kurul'un Elektronik Haberleşme Kanunu'nun
yayınlanıp yürürlüğe girmesinin arifesinde,
hemen sonunda gerçekleşmesinin önemli olduğunu
bir kere daha ifade ediyorum. TELKODER sektörde
en zayıf girmeye çalışan, varolmaya çalışan
firmaların bir araya geldiği bir sivil toplum
örgütü. EHK tasarısının çalışmaları esnasında
bu ortamı başkan konuşmasında ifade etti.
Çok sağlıklı katkılar sağladığını ifade
etmek istiyorum.
O ortama benzer, diğer sektördeki aktörlerin
de var olan şeyleri harekete geçirdiğine
tanık olduğumu ifade etmek istiyorum. Ama
başlangıçta, özellikle 2000 yılından sonra
başlayan serbestleşmenin bugünkü konumuna
gelmesinde Elektronik Haberleşme Kanunu'nun
Türkiye'de özellikle sektör temsilcileri
tarafından olumsuz nitelenmeden her birisinin
fedakarlığa sevkettiği bugün için ama gelecekte
de büyük umutlar vaad ettiği, büyük ufuklar
çizdiği bir temel kanuna, yasaya kavuşmuş
oldu. Bu kanunun oluşmasında o verdiği hedefler
noktasında da gelecekte de umut vaad eden
tek sektör. Ama burada çok önemli birşeyler
var. Yasalar, kanunlar kağıtlar üzerinde
kaldığı sürece bir anlam ifade etmezler.
Bir sistemin içerisindeki aktörlerdeki insan
unsurları özellikleri ve nitelikleri sektörü
temsil ediyorsa ki bilgiye dayalı bir telekom.
Bilgi teknolojileri iletişimde dünyadan
bağımsız düşünemeyecek olduğumuz kendinizin
bu konuda ulaşabildiğimiz ama o her neyse
onunla orada var oluyorsunuz, kazanan oluyorsunuz,
kaybeden oluyorsunuz. Bugün burada varız,
yarın ne olacağını kestiremeyeceginiz bir
alan. Günü gününe hiç hasta olmayan bir
insanın yoğun etkin bir bakım ünitesinde,
vücudunun her fonksiyonlarının adeta takip
edildiği o fonksiyonları sürekli gelecekte
ne olacağı bilinmeyen iyiye doğru yöneldiği
bir bakım ünetisinde tutmak gibi birşey
bu alan. Bunu bugün böyle ifade ediyoruz.
Türkiye'nin bugün geldiği konum itibarıyla
böyle ifade ediyoruz.
2000 yılında bunları konuşmuyorduk. Bugün
büyüme ile birlikte bu sektörde Türkiye'nin
aslında hedef koyduğumuz özellikle Başbakan
ve hükümetimizin 2023 yılındaki Türkiye'nin
dünyadaki 10 büyük ekonomi arasına taşıyacak
olan,
Atatürk'ün muhasır medeniyetler dediği yere
taşıyacak olan ki taa 19. asrın başında
ifade edilmiş bir hedef. Bu sektörün gelişmesinde
o trendi yakalayacak performansı göstermediğinde
hedefi tutturamayacağımız kesin. Ama bugüne
kadar yeni gelişmeler, ilk 8 yılda oraya
gidişimizin, 2023 yılı içine taşıyabilecek
mahiyette seyrettiğini ifade etmek istiyorum.
Hükümetimizin, sayın bakanımızın özellikle
Binali Bey'in yakın çalışma içerisinde olduğunu
vurgulamak istiyorum. Milletvekili olduğum
dönemden beri itibaren Bayındırlık, İmar
Ulaştırma, Turizm Komisyonu üyesiyim. 4
yıldır da komisyon başkanlığını yürütüyorum.
Muhalefeti ve iktidarıyla bilginin olduğu
ülke menfatinin olduğu yerde her ne kadar
siyasi rekabette olsa niyeti ve ortamını
oluşturduğumuzda hiçbir problem olmadığını
siz de gördünüz.
...Telekomun özelleşmesi ile birlikte uluslararası
sermayenin ülkemize ciddi yatırımlarla gelmesi
önemlidir. Vodafone'un özellikle ülkemizde
GSM operatörü olması ve bugüne kadar kısa
sürede de adeptasyonun cok iyi olması bizi
serbestleşme etkin rekabet. Bu alan dopası
itibariyle rekabete açık bir ortam değil
Belli düzenlemelerle belli mücadelelerle
bazen belli güç gösterileriyle kullanıcıları
sektörü en etkin hizmeti alıp sektörü var
etmeye çalışan yeni girecek olanları da
bu sektöre adepte etmeye çalışan. Türkiye
dünyada bu konuda etkin bir ülke olmak durumunda.
Olamazsak hep başkasının etrafında uydu
olarak kalmak durumundayız. Vücudun sinir
sistemi haline gelen bir sektör haline geldi.
Bugün bu sektörü kapatsak bir anda sanki
damdan düşmüş gibi bir ruhaliyet yaratacaktır.
Turizmi düşünün çöker. Sağlık sektörü neredeyse
bilgi teknolojilerinin sektörü haline geldi.
Buradaki her ifademiz, her kararlılığımız
yaptığımız her çaba verdiğimiz her emeğin
burada katkı sağladığını veya veremediğimizin
bizi eksiye götürdüğünü bildigimizi komisyon
çalışmalarında bunları öncelediğimizi ifade
etmekte fayda görüyorum. Genel anlamda yararlı
olduğu için özellikle Telkoder'in çok Sn.
Başkanı, sektörümüzün tüm temsilcileri Vodafone'dan,
Turkcell'den, Avea' dan görüştüklerimi kendi
alanımda müsterih olduğumu ifade etmek istiyorum.
Sapanca'da da bunlar ifade edildi. Argeye
çok ciddi kaynak ayırmak sözkonusu. Olmazsa
olmaz, üzerine yoğunlaşmak lazım. Çünkü
bugün hala bu sektörde kullanılan üretilmiş
alet ve edevatlara çok ciddi 30 milyar dolar
kaynak gidiyor bu ülkede. Bu alandaki kaynağı
biz yurtdışına göndermekten alı koyarsak
biz cari açık problemini Türkiye'de hallediyoruz.
Tek başına turizm sektöründen elde ettiğimiz
gelir kadar bu alandaki bilgi sektörünü
ayrıca kastetmiyorum o arada kullanılan
üretim meteryalleri eğer biz teknoloji üretebilirsek
bir tek ülkemizde kullanmak değil beraberinde
uluslararası alana da kullandırtmak beraberinde
gelecektir. İç piyasaya yönelik argeler
onu taşımayabilir. Sn başkanım yasa içerisinde
var sektör aktörlerinin genel anlamda gerek
sabit hat gerek diger altyapıları kullananlara
ciddi yükümlülükler getirilebilir yetki
bu konuda alınır. Netice alır almaz ama
bu kaynağın ayrılması makul ölçülerde zamanlamasına
göre durumuna ve niteliklerine göre bunlar
zorlanabilir. Bakanlık politik olarak zaten
kaynak açısından bunlara destek olabilir.
İki, sektörü regüle ederken, rekabet ortamını
sağlarken tüm işlemlerimizde sektörde ulusal
sermaye uluslararası sermaye bu kavramı
tamamen ortadan kaldırıp özellikle muhalefete
de bu konuda çok iş düşüyor. Bu konudaki
kamu kuruluşlarımıza güveniyoruz. Buradaki
her aktörümüzü var etmek durumundayız.
Eğer telekomun bir alandaki fedakarlığı
istenecekse telekomun kendi politikaları
içerisinde o politikalara ne kadar zarar
veriyoruz ne kadar katkı sağlıyoruz bunu
önemsememiz lazım. Turkcell bugün hakim
bir operatörümüz bunun politakalarını istediğimiz
fedakarlıkta onun ticari politikasını göz
ardı etmemek lazım. Bir Vodafone Türkiye'ye
gelmiştir. Vodafone'nun ve AVEA'ların politikalarını
dikkate almak lazım. Tüm bu uygulamaları
en etkin hizmet kavramı başta olmak üzere
en etkin, en kaliteli, en verimli hizmeti
almaya yönelik, kurum bakanlık bu karaları
alır ve herkeste bu karara uyar. Uluslararası
hukukun imtiyaz sözleşmelerinde boşluklarını
çok iyi takip edip, gerekli düzenlemeleri
yapar.
Türkiye'de kara ulaştırma alanında Cumhuriyet
Tarihi içerisinde hiç düzenleme yapılmamıştı.
Kamyonu alan düşmüş yollara. Kara ulaştırma
alanındaki sektör kendiliğinden gelişmiş
ve Türkiye tek başına Avrupa Birliği'nin
tamamından fazla bir noktaya ulaşmış. Hatta
3 - 4 katı büyüklüğe ulaşmış. Düzenleme
yok. Yalnız o şoförlerimizin ömrü hep kamyon
üreticilerine çalışmakla geçmiş. Peşinatı
vermiş, uzunca taksit yapmış ancak borç
bitmiyor. Biz bir çalışma yaptık. Biz bu
alanı toparlayıcı bir yasa çıkardık. 100
km üzerinde yük ve yolcu taşımasında orada......
bulunan, şoför, kamyoncu kooperatifine kadar
hiç problem olmadan sağlıklı bir şekilde
uygulanıyor. Türkiye'de hiç problem çıkmadan
sağlıklı bir şekilde uygulanıyor. Verimli
bir büyüklüğe uluslararası alanda bize çok
büyük bir rekabet sağlayacak şekilde sektör
ilerlemesine devam ediyor. Bu alanda çalışma
yapılabildiğinde ihtisas komisyonları olarak
zor olan alanlarda muhalefet ve iktidarın
düzenlemeleri sağlıklı biraraya getirilip
gerekli iletişim kurulduğunda çok iyi sonuçlar
alınabildiğine biz şahit olduk. Devlet Demir
Yolları ile ilgili de sayın bakanımız yeni
bir teşkilat kanunu getirecek.
Bunu anlatmamın nedeni şu. Sapanca'da bir
iletişim toplantısı oldu. Burası ve orası
çok yararlı oldu. Sayın kurum başkanlarım,
her yıl sizler konusu size bağlı olmak kaydıyla
sektörümüzün tüm aktörlerini başka ....
TELKODER'in 2 organizasyonunda bir araya
geldik. Telekom'un organizasyonunda konusu
ve ihtiyacı onlara ait olmak üzere diğer
GSM operatörleri ve bundan sonra girecek
operatörler her yıl böyle ufuk açan katkı
sağlayan iletişim toplantılarını hepimize
özellikle böyle toplantılarla biz TBMM bir
hafıza oluşturmaya çalışıyoruz. Bunun oluşturulmasının
zor olduğunu hocam bilir ancak buna rağmen
oluşturacağız. Bunları da meclisin ihtisas
komisyonu bugün biz varız yarın başkaları
ama mutlaka siz kalıcısınız. Davet etmenin
çok yararlı olduğunu düşünüyorum. Bu olmasa
bile ihalelere katkı sağlayabilir motivasyon
sağlayabilir.
Emeklerinizden dolayı da herkese en derin
saygılarımı sunuyorum.
Çok teşekkür ediyorum.
|