TELKODER 5. Olağan Genel Kurulu
 

 

 

TELEKOM SEKTÖRÜ ETKİNLİĞİ - 18 Kasım 2008
KAYIT DEŞİFRESİ (birebir)

 

18 Kasım 2008

 

 

Genel Kurulda yapılan tüm konuşma kayıtlarının deşifresini word dökümanı olarak indirmek için yandaki ikonu tıklayınız - 172 MB MS Word dökümanı

 

 

Paul Doany
Türk Telekom CEO

Konuşulan konulardan biri yeni nesil şebekelerdi. İkinci çok konuşulan konuysa Mobil sonlandırma ücretiydi. Buradakiler yatırımlarıyla ilgili olarak Amerika ve Avrupa farklı yönlere gitmeye başladı. Burada kavramsal olarak altyapıya yatırım yapanoperatörlerin diğerleriyle paylaşmaması. Buradaki yaklaşım ise fiber altyapısını paylaşmaya devam etmek ancak Telekomünikasyon Kurumu'nun doğru fiyatlandırma yapması kaydıyla. AB kararlarına karşın Almanya ve İspanya'nın çok ciddi birşekilde karşı çıktığını görüyoruz. Tabiki Türkiye henüz Avrupa Birliği üyesi ülke değil ama yine de oradaki operatörlerin yaptıkları doğru şeylerden birşeyler öğrenebileceğimiz gibi, yaptıkları yanlışlardan da birşeyler öğrenebiliriz.

Burada bizim önerdiğimiz şeylerden ilki rekabeti değerlendirirken sektörün geneline bakmak. Sadece mobildeki rekabete ya da sabitte ki rekabeti değil. Burada aslında bütün taşınan trafiğe baktığımızda şuanda sabitin toplam taşınan dakikanın 1/3'e mobilin ise 2/3 üne sahip olduğu görüyoruz. Aslında burada sadece sabitteki rekabete bakmak ve pazar payına göre değerlendirme yapmak çok doğru bir yol değil eski bir metod. Şu anda AB nin de izlediği yöntem bu olmakla beraber yakın zamanda bundan vazgeçeceklerini düşünüyoruz. Müşteri ve trafik açısından mobile baktığımızda artış sabit tarafta ise tam tersine azalan bir trend sözkonusu. Dolayısıyla değerlendirmeyi buna göre yapmak lazım.

Turkcell'in en büyük müşterilerine baktığımız zaman herkesin en büyük müşterileri burada. Biz birinciyiz siz de diğer müşterilere…
TT, Turkcell'e en fazla trafik gönderen operatör. Ama hep birlikte TT'nin ödediğinin 10 katı ücret ödüyoruz. Burada aynı zamanda trafik gönderirken tek bacaklı interprans kullanıyoruz. Turkcell bunu yaparken ikili olanı kullanıyor. Aslında bu maliyeti yaparken teorik olarak iki katına çıkaran birşey. Bütün dünyada 1+1'in 2 etmesi gerekir. Yani 20 katı, 10 katı değil anlamına geliyor. Bu neden bu kadar önemli. Çünkü burada hem Türk Telekom için hem de Telkoder için hem de hepiniz için aslında önemli olan şu siz mobile trafik gönderemiyorsunuz şuan. Çünkü burada yerleşik mobil operatör kendi maliyetinin altında perakende fiyatının çok...... Perakende fiyatları kendi maliyetinin çok altında oluyor. TT'un fiyatlarıyla karşılaştıralım mesela. Burada sonlandırmaya perakendeye oranlarsanız bu çok katı bir şekilde Telekomünikasyon Kurumu tarafından kontrol ediliyor. Siz bizimle rekabet ediyorsunuz. Dolayısıyla marjları çok iyi biliyorsunuz. Tabi ki Turkcell'i daha yüksek fiyatla satış yapmaya zorlamanın hiç kolay olmadığını biliyoruz. Gerçekci birşey de değil. Tabi ki Turkcell müşterilerinin Turkcell'in sunduğu en düşük fiyatla hizmet almalarını isteriz. Burada yıkıcı bir fiyatlandırma sözkonusu olsa gerek. Rekabet kanununa aykırı olsa gerek ama bizim burada söylediğimiz şey hepimizin aynı fiyata sahip olması. Çünkü biz daha büyük müşteriyiz. Sadece 20-30 lira ödeyen bir Turkcell müşterisine bakarsak 1/10 fiyat alıyor aslında. Bizim 100 milyonun 10'da 1'i kadar oluyor. Aslında büyüklükler nedeniyle volume indirimi almamız lazım. En azından eşit olması gerekir. Bizim öneridiğimiz şey ilerlediğimiz yönün bu olması gerektiğini düşünüyoruz. AB'nin nihayet kabul ettiği durum budur. Onlar da artık mobil sonlandırma ücretlerinin rekabetçi olmadığını düşünüyorlar. Yerleşik operatöre karşı hep bir önyargı sözkonusu. Ama burada bir yasal gerekçe de yok. Çünkü fiyatlar hep maliyetin altında. Birbirlerine yüksek ücret ödeyen ama müşterilerinden daha az ücret alan operatörler için de sanal bir kullanıcı başına ortalama bir gelir sanal olmasına sebep oluyor. Burada baktığımızda TK ile uzun vadeli ortalama artan maliyet üzerine çalışıyoruz. Hem sabit tarafta, hem de mobil tarafta. Biz bu konuda çok olumlu adımlar atılmasını umut ediyoruz. Herşeyin sonunda maliyet esaslı hale gelmesi mobil sonlandırmanın aynı şekilde farklı konularda..

Aynı şekilde fiberi daha fazla kullanmaya başladığımızda aynı esaslı paylaşıyor olmayı…... Ve burada herşeyin şeffaf olmasını…... Bütün bunların olması için şebeke ayrımının yapılmasına gerek yok aslında. Çünkü aslında çok uzun zaman alacak birşey bu bahsettiğimiz. Burada altyapı ve hizmet ayrımını başka bir toplantıda belki detaylarıyla konuşabiliriz. Ama ben çok çabuk sonuçlar elde edeceğimiz tedbirlerden bahsediyorum öncelikli. Dolayısıyla yapılması gereken ilk şey pazarın genelinin değerlendirilmesi pazar paylarına bakılırken sabit ve mobil olarak birlikte.

2. si Telekomünikasyon Kurumunun belirleyici maliyet modeline göre herşeyin hesaplanması. Genişbant tarafında birkaç öneride bulunmak istiyorum. Hepinizin bildigi gibi yeni operatörlere yardımcı olması için pozitif ayrımcılık çalışmasını yaptık. Ocak ayı itibariyle de internetteki ÖİV'nin hem sabit internette hem de mobil internette düşürülmesi. Hem sektörün büyümesi için hem de alternatif operatörler için çok önemli. Burada hükümette bu konuda biraz daha desteklemek için jest olarak şöyle birşey tavsiye ediyorum. Eğer verginin azaltılması ya da kaldırılması için bir adım atılırsa hükümet tarafından, ondan sonraki 6 ay içerinde bir kere daha benzer bir pozitif ayrımcılık yaparak çok daha kısa sürede 6 ay içerisinde çok daha fazla müşteri elde etmenizi sağlayacak başka bir program sunacağız. Gene bu şekilde pazarı büyütebiliriz. Ve o büyüyen pazarın en büyük kısmını da pastayı da alternatif operatörler alabilir. Tabi ki burada TTnet sizinle daha kolay rekabet ediyor olmayacak çünkü size göre daha az marjla çalışıyor olacaklar.

Eğitim desteğiyle ilgili son olarak birşeyler söylemek istiyorum. Bizim Vitamin ürünümüz var bütün okullara ücretsiz olarak verdik. Bu ürünün alternatif operatörler tarafından satılması söz konusu. Bu bütün ülke için paylaşılmış bir kaynaktır. Hem internet pazarının büyümesi hem de bilgisayar sahipliği oranının artırılması açısından çok önemli bir ürün ve çalışma olduğunu düşünüyorum.

Genişbant tarafında Wimax ve 3G lisanslarının verilmesiyle farklı tipte bir rekabetle de karşılaşıyor olacağız. Bizim en iyi müşterimiz sizsiniz. Ve sizlere destek vereceğiz. Çok teşekkürler.

 

Rekabet Kurumu Temsilcisi Murat Çetinkaya
Hitap!..


Tabi ki şunu belirtmekte fayda var telekomünikasyon sektörünün önemi büyük... Yapılan birçok iktisadi çalışmada birçok politika çalışmalarında gösterilmektedir ki telekomünikasyon sektörü hayatımızda diğer tüm altyapı sektörü gibi önemli bir yeri vardır. Diğer düzenlenen sektörlerde olduğu gibi ekonominin her alanında rekabetin önündeki engellerin kaldırılması kurumumuzun öncül birincil görevi. Kanun tarafından verilmiş görevidir. Tabi ki telekom sektörü gibi gayri safi yurtiçi hasıla ve gayrisafi milli hasılaya önemli katkıları olan bir sektörün rekabet ile ilgili problemlerinin ortadan kalkması bizim açımızdan çok daha önemli.

Bu çerçevede kurumumuzun yapmış olduğu incelemeleri çalışmaları genel hatlarıyla değerlendirirsek telekomünikasyona ilişkin değerlendirmeler yapılan tüm incelemeler içinde önemli bir yer tutmaktadır. Tabiki sektörün hep tekelci yapısından egemen firma yapısından bahsedilmekte ama zamanla şunu gördük ki teknolojik gelişmeler çerçevesinde sektörün tekelci yapısında en azından toplam olarak olamasa da belli noktalarda bu doğal tekel özelliğinin ortadan kalktığını görüyoruz. İşte bu noktada da düzenleyici kurumların tabi ki öncelikli sektörel düzenleyici kurumun ardından da genel düzenleyici Rekabet Kurumu'nun görevi ortaya çıkıyor. Şunu açıklıkla belirtmek isteriz ki son zamanlarda BTK ile olan ilişkilerimiz önceki zamanlara göre çok daha iyi bir şekilde yürütülmektedir. Gerek teknik daireler bazında gerekse üst yöneticiler bazında konulara müdahil olma aşamasında birbirlerinin görüşlerini etkin biçimde almaktayız. Bu doğal tekel özelliğinin ortadan kalkmasının doğal sonucu. Devletin bu sektöre müdahalesinin ortadan kalması anlamına gelmiyor. Tam aksine benden önceki konuşmacının da belirttiği gibi bu sektörün serbestleşmesi aşamasıyla çok daha farklı sorunlar ortaya çıkıyor. Ve bu sorunların üstesinden gelmesi gereken kurum da BTK. Düzenlemeleri etkin, etkin olmasından da öte zamanlı yapması gerekiyor. Yapılan bir çalışmada Türkiyede'ki telekomünikasyon piyasasında reformların sıralamasına yönelik yapılan bir çalışmada reformların zamanında yapıldığını ancak çok daha etkin uygulanması gerektiği sonucuna ulaşılıyor. Bu genel girişin ardından Yusuf Bey'in de belirttiği gibi birkaç konu var burada konuşulması gereken. Bunlardan birkaç tanesini değineceğim; birisi Kablo TV ve altyapı rekabeti diğeri de genişbant. Genişbanta çok girmeyeceğim. Biliyorsunuz genişbantla ilgili kurumumuzun şu anda yapmış olduğu genişbant piyasasında bir soruşturma var. İnceleme devam ediyor. Nihayi karar önümüzdeki hafta ortaya çıkacak. Genişbantla ilgili olarak kurumumuzun görüşlerine, sektöre nasıl baktığına, ayrıntılı nihayi karar çıktığı zaman hepimiz göreceğiz. Ancak genişbantın sosyal ve ekonomik hayatın önemli bir altyapısı olduğunu ve toplumların gelişmişlik düzeylerini belirlerken önemli bir parametre olarak değerlendirildiğini unutmamamız gerekir. Değinmek istediğim asıl konu, kurum olarak çok önem verdiğimiz husus aynı zamanda bu konuşmaların konusunda da yer alıyor.

Altyapı rekabeti ve Kablo TV ile ilgili. Bizim Kablo TV ve altyapı rekabeti ile ilgili görüşlerimiz Türk Telekom'un özelleştirilmesi aşamasında internet sitemizde de tüm kamuoyu ile birlikte paylaştığımız dokumanımızda gizli esasında. Kurul olarak kablo tv nin TT AŞ.'den ayrılması ve özelleştirme aşamasında özelleştirilmemesi bu bütünlük içerisinde özelleştirilmemesi o dokumanı incelediğimizde açıkça ortada. Ayrı bir altyapı olarak satılsın veya satılmasın ayrı bir altyapı olarak rekabet etsindi. Ancak bunu biz söylemiyoruz medyada da çıkıyor. Kablo TV'ye şu anda gerekli yatırımlar tam anlamıyla rekabet edebilecek düzeyde yapılmamakta. Bunun RK ile de bir ilişkisi yok BTK ile de ilişkisi yok. Kamu olarak biz esasında kalkınma programlarında özel ihtisas komisyonu raporlarında belirtilen hedeflere ulaşmak için açık ve net bir irade sergilememiz gerekir ki bu anlamda altyapılar arasında gerçek bir rekabet tesis edilebilsin. Tabi ki sektörün özellikleri dikkate alındığında bu sektöre girecek işletmecilerin sadece altyapı rekabetiyle ayakta kalabileceğini sadece altyapı rekabetini elde etmek istediklerini söylemek yanlış olur. Çünkü alt yapı rekabeti yatırım merdiveni diye bahsediyoruz hep en son aşama. Yatırım merdivenin genişbant ve diğer sabit hizmetlerden farkı tam anlamıyla düzenlemeyi gerektiriyor. Yalnız burada da şunu belirtmek gerekir yatırım merdiveninin basamaklarının birbirlerinden çok uzak olmaması gerekir. Altyapıya erişim sıkı kurallara tabi olsa dahi hedeflenen rekabetin tam olarak tesisi için belirttiğim gibi yeterli değil. Hizmetlerde serbestleşme sağlansa bile altyapı fiilen tekel kaldığı müddetçe rekabetin getirecegi faydaların da tam olarak gerçekleşebileceginden bahsetmek mümkün değildir.
Telekomünikasyon altyapılarının diğer işletmecilerin paylaşıma açılması serbestleşme için önemli bir adım olmakla beraber esasen gerçek bir rekabet ortamının tesis edildiği anlamına da gelmiyor. Altyapılarda rekabet sağlamadığı müddetçe işletmeciler fili tekelin altyapısına dolayısıyla tekele ve onun sunduğu tekelci koşullara bağımlı konumda kalıyorlar dolayısıyla rekabetin tam olarak gerçekleşebilmesi için işletmecilerin farklı altyapılar üzerinden hizmet sunabilmeleri gerekmektedir. Önemli olan burada nerelerde dar boğaz olduğunu tesbit edilmesidir. "Mobile termination rate"lerin belirlenmesi de "fixed mobiletermination rate"lerin belirlenmesi de bu dar boğaz meselesiyle alakalıdır.

Bu konuda özellikle çağrı sonlandırma fiyatlarının belirlenmesi konusunda Telekomünikasyon Kurumu'muzun yetkisi oldukça geniştir. Bu konuda görüşlerimizi almak üzere bu dokuman burada doğrudan doğruya anti … sorunu vardır demek yanlış olsa bile bu çağrı sonlandırmayla ilgili piyasadaki hareketleri biz yakından takip ediyoruz. Belirtmek istediğim bir konu var. "Water fact effect" denilen
mobilden mobile çağrı sonlandırma fiyatlarıyla sabittten mobile çağrı sonlandırma fiyatlarının tamamen birbirinden bağımsız bir şekilde belirlenmemesi gerektiğini bunların birbirlerini mutlaka etkilediğini söyleyen çalışmalar var. Dolayısıyla biz bir tarafta mobilden mobile çağrı sonlandırma fiyatını belirlerken diğer tarafta tespit ederken birbirinden bağımsız davranmamamız gerekir. Bu her iki fiyat birbirlerini müşterilerin davranışlarını telefon abonelerinin davranışlarını etkileyecek niteliktedir. Dolayısıyla darboğazların neler olduğunu net birşekilde tesbit etmek gerekiyor ve uygun politika araçlarını müdahele etmek gerekiyor.
Belirtilen bu hususlar hepimizin malum olmasına karşılık dediğim gibi bazen zamanlama hataları yapıyoruz. Ancak bizce kaybedilen zaman özellikle gelecek nesillerin bizlere hesabını soracağı bir kayıp zamandır. Bütün işlemlerimizi biz kamu olarak, kurum olarak bu çerçevede yapmaya çalışıyoruz. Telkoder'e böyle bir imkan sağladığı için çok teşekkür ederim, başarılı bir genel kurul geçmesini diliyorum.

 

Tayfun Acarer
Bilgi İletişim Teknolojileri Kurumu Başkanı


Aslında konuşmanın biraz dışına çıkmak durumundayım. Değişik birkaç konu var. Ekonomik ve yapılan düzenlemeler açısından yoğun bir gündemden geçiyoruz. Bu ilerleyen dönemlerde işimiz biraz daha hafifleyecek derken baktık ki her geçen gün daha da yoğun bir tempo içerisindeyiz. Kurumumuzun adı artık BTK. Gerçekten de çok kısa bir sürede çok ciddi bir düzenlemeden geçtik. Birkaç yıl önce kayıtdışı telefonlar, e-imza, mobil e-imza, iletişim başkanlığı, internet başkanlığı türkçe karakterler, kısa mesajlarda gizli aramalar derken… satışı en son geçen hafta başlayan numara taşınabilirliği 10 gün sonra 3G ihalesi, bu arada elektronik haberleşme kanun tasarısı... Bu tasarı hem bakanlığımızın hem kurumumuzun çok önemli vaktini aldı.

Ama işlerimiz de daha bitmedi. Biraz önce Yusuf Bey'in söylediği gibi bu kanunla ilgili yaklaşık 50 tane yönetmelik çıkacak. Bununla ilgili çalışmalar başladı. Bu aynı zamanda sadece kurumun değil tüm sektörün de sorumluluğunda olan bir konu. Biz diğer yönetmeliklerimizde olduğu gibi mutlaka ve mutlaka bu yönetmelikleri son halini vermeden hatta hazırlık aşamasında sektörün ilgili kuruluşlarıyla toplantılar yapıyoruz, görüşlerini alıyoruz ve azami ölçüde bunları yönetmeliklere yansıtıyoruz. 3G ihalesinden sonra gündem yoğun yine çok yoğun olacak. Bu süreç içinde sabit telefon hizmetleri yetkilendirilmesi yapılacak. Bu konuyu açıklamakta yarar var hem Türk Telekom ile ilgili hem de Turkcell ile ilgili bir takım eleştriler oldu. Bunlar tabi değerlendirilebilir ama örneğin sabit telefon hizmeti yetkilendirmesinin adı değişti biliyorsunuz. Bizim aldığımız bütün kararlar yargıya açık olduğu için yargının bu konuda vermiş olduğu karar doğrultusunda biliyorsunuz yürütmeyi durdurma vermişti. Bu doğrultuda biz yönetmeliğimizi yeniden düzenledik. Ve bunu sabit telefon hizmeti yetkilendirmesine çevirdik. Gerçekten yoğun ve zor bir gündem var bundan sonra da. Ancak beni gerçekten umutlandıran gelişmelerden biri, bu bilgi teknolojileri ve iletişim sektöründe son yıllarda özellikle Sayın Bakanımızın da gayreti ile bu sektörün oyuncularının biraraya gelmesi oluyor. Bu gerçekten son derece önem verdiğimiz önemli bir gelişme. Bugün farklı çıkar gruplarına ait işletmeciler biraraya gelip ortak fayda bulmaya çalışıyorlarsa bu durum pek çok karmaşık olarak görünen sorunu çözmek için bana göre son derece önemli bir husus.
Ben, Galip Bey hatırlar bu sektörün farklı oyuncularıyla ilk kez biraraya geldiğimizde tartışmalar o kadar hararetliydi ki bir ara Galip Bey'e döndüm, dedim: Galip Bey, karakola haber verelim, bu tartışma karakolda bitecek! Ancak daha sonra bu tartışmaların çok daha objektif ve çözüme yönelik bir şekilde yapılmaya başladığını gördük ve o günlere göre ilk başlangıca göre çok önemli mesafeler alındı. Ancak bana göre daha da mesafe almamız gereken pek çok konu var. Ama en önemlisi; farklı çıkar gruplarının temsilcilerinin artık birbirleriyle görüşüyor olmaları. Bu konuda Sn. Bakanımızın birleştirici yapısı son derece önem arz ediyor. Ben inanıyorum ki bu görüşmeler ve diyaloglar ile Türkiye'deki ICT dediğimiz Bilgi Teknolojileri ve İletişim Sektörü daha da ileriye gidecek. Daha da önemlisi karşılıklı güven ve kurulacak işbirlikleri sonucu Türkiye içinde ve dışında temin edilecek yeni fırsatlar ile bu sektöre ilişkin pazar büyüyecek. Bana göre en önemli ve üzerinde durmamız gereken konulardan bir tanesi bu. Biraz evvel konuşmalarda belirtilen bazı hususlara değinerek konuşmamı tamamlamak istiyorum. Biliyorsunuz sabit telekomünikasyon hizmeti yetkilenmesi yaklaşık iki sene evvel kurum tarafından yapıldı. Sonra idari mahkeme tarafından yürütme durduruldu. Daha sonra buna uygun mahkemenin yürütme gerekçesine uygun düzenleme yapılarak tekrar bununla ilgili süreç başlatıldı ve bunu Bakanlığımıza gönderdik. Bakanlığımız da Başbakanlığa gönderildi. Mobil çağrı sonlandırma konusu. Bildiğiniz gibi birkaç yıldır ara bağlantı ücretlerinde sürekli düşüş var. İdeali mobil operatörlerin ara bağlantı ücretlerini birkaç sene sonra eşitlemek, sabitle çok yakınlaştırmak hatta ideali eşitlemek. Bu Bay Paul'un de söylediği gibi; Avrupadaki yeni trend bu. Ama bunun için bir süreç geçecektir. Buradaki süreç de düşme eğleminde olacaktır.
Şebeke içinde de kararlarımız var. Burada da bir yargı süreci işledi. Yargı sürecinde bizim aldığımız kararın yürütmesi durduruldu. Numara taşınabilirliği sonuçları şu an çok sağlıklı değil. 1 haftalık gelişmelere bakarak burada tam net birşey söylemek doğru değil diye düşünüyorum. Ama sevindirici olan bir husus şu ana kadar yaklaşık 150 bin civarında numara taşındı. Ve bunun %80'ninin işlevi 6. gün değil ortalama 1,5 günde bitti. %10 civarında da red oldu. Bilgi ya da belge eksikliğinden dolayı. Daha önce de belirtildiği gibi max. 6 günlük süreç ortalama 1,5 günde şu anda tamamlanıyor. Umudumuz ve istediğimiz bu sürecin artık günler değil, saatler düzeyine inmesi. Belki birkaç ay sonra bu konuda da yeni düzenlemelerle de bu süreci indireceğiz. Maliyet bazlı tarife çalışması; bu konuya da özellikle deyinmek istiyorum. Kurumumuz tarafından Avrupa Birliği ile Avrupa Birliği projelerinden yararlanarak yaklaşık 1 milyon avroluk bir proje bu. Tam bir yıldır devam etti. İki hafta önce tamamlandı. Ve bunu çok kısa bir süre sonra gerek sabitte gerekse mobilde kamuoyu ile paylaşacağız. Ben kişisel kanaatımı söylüyorum. Yine de burada çok keskin düşüşler, çok agresif kararlar sektöre fayda yerine zarar verir. Burada da makul bir geçiş sürecinin olmasına inanıyorum. Ama bu geçiş süreci hiçbir zaman 3 ya da 5 yılı da bulmaması gerekir diye düşünüyorum.

Kablo TV konusunda burada özellikle Sayın Bakanımızın ve bizim bütün temennimiz, gayretimiz baştan beri hep uzlaşmadan yanaydı. Maalesef detayını da herkes biliyor uzlaşma sağlanamadı ve mahkeme süreci başladı. O da malesef işte sürecin bu noktaya gelmesine yol açtı. Kabloya yatırım yapılıyor ancak olay anlaşarak sonuçlansaydı herhalde biraz daha farklı olurdu diye düşünüyorum.

Karşılıklı güven ve kurulacak işbirlikleri sonucu Türkiye'nin içinde ve dışında temin edilecek yeni fırsatlar olacaktır. Bu yeni fırsatlar bu sektöre ilişkin pazarın da büyümesine vesile olacaktır. Türkiye'de bilgi teknolojileri ve iletişim pazarının yani bilişim pazarının büyümesi ülkemizin kalkınmasına ve masır medeniyet düzeyine erişmesine büyük katkı sağlayacağını düşünüyorum bu vesileyle hepinize saygılar sunuyorum.

 

 

Bakan Binali Yıldırım
Hitap!


Telkoder Genel Kurulu'nun hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Genç bir sivil toplum örgütü genç denilebilecek durumda. 8. yılına başladı hemen hemen serbestleşmeyle de yaşıt diyebiliriz. Sivil toplum kuruluşlarımız tabi demokratik yaşamın vazgeçilmez unsurlarıdır. Esasen bu gelenek bizim kültürümüzde medeniyetimizde yeni değildir. Osmanlıdaki ailik - lonca teşkilatından başlayan bu anlayış bugünlerde sivil toplum kuruluşları olarak günden güne etkisi daha da artarak devam etmektedir. Esasen Avrupa Birliği tam üyelik sürecinde de sivil toplum kuruluşlarının AB'ne uyum konusunda ciddi katkılarını, desteklerini de almaktayız.

Değerli konuklar burada birçok yönden tarafların görüşleri ortaya kondu. Hakem de sözünü söyledi. İşletmeci, yerleşik etkin işletmeci, büyük işletmeci, küçük işletmeci herkes beklentilerini sıkıntılarını olması gereken durumu ortaya koydular. Telekomünikasyon Kurumu ve Rekabet Kurumu temsilcisi buna ilişkin değerlendirmeyi de yaptılar. Bilgi teknolojileri ve iletişim sektörü son birkaç yılda 2000'li yıllardan itibaren veya son 10 seneden beri hayatımıza çok fazla girmeye başladı. Önceden çok fazla konuştuğumuz, görüştüğümüz, birbirimizden talepkar olduğumuz bir alan değildi. Neden böyle oldu? Çünkü artık toplumsal hayatımızın bireysel hayatımızın, devlet vatandaş ilişkilerinin vazgeçilmez unsuru hale geldi. Yani artık çok kişiyi, 70 milyonu ilgilendiriyor. 6,5 milyar insanın yarıdan fazlası bugün bu teknolojilerin getirdiği nimetlerden istifade eder hale geldi. 2000'li yıllarda tesis iletişimine sabit iletişim dendiği zaman kimsenin aklına cep telefonununun geleceği, bu kadar hızlı olacağı, büyüyeceği söyleyemezdi. Böyle birşey yoktu. 2002 çok geç değil rakamlarına bakıyoruz neredeyse başa baş.

Bugün geldik 66 milyonu bulmuş cep telefonu sabit ve 18.9'dan 18'e gerilemiş. Bu eğilim bu değişim aynen devam edecek. O halde ne yapmak gerekiyor. Yapmamız gereken yapacağımız düzenlemeleri, alacağımız kararların sabit ya da mobil işletmeci gibi bir tasniften çıkarıp top yekün pazarın serbestleşmesi etkin rekabetin sağlanması esasına göre daha titiz ve yoğun bir şekilde yapmamız gerekir. Çünkü nihayet etkilediği alan ve bunu kullanan abone, vatandaş sayısı günden güne arttığına göre her iki sektörün etkin bir şekilde gözetim, denetim altında tutulması gerekiyor. Bu noktaya geldik.

TK'da bu anlamda gerekli çalışmaları yürütüyor yeni adıyla BTK. Türkiye'deki büyüklükleri tekrar hatırlatmakta yarar görüyorum. Büyüklükler aylar bazında değişiklik gösteriyor. Bu bakımdan önemli. Sabit abone 18.9'dan 18'e gerilemiş durumda. Hane bazında %98 penetrasyonumuz var. Mobil 23 milyondan 66'a yükselmiş. %93 penetrasyona erişmiş. Yükselmeye devam ediyor. Genişbant 6 milyona gelmiş % 8 hane başında kullanıcıya ulaşmış. 2002'de 3000 abone var, yok denecek kadar az. Bir takım şirketlerin özel hatlarla çektiği şeyler var. Internet kullanıcısı 27 milyon, nüfusa göre penetrasyon %37'yi bulmuş. Kimininki de 4.3 milyon civarındaydı. Pazar büyüklüğü 11-12 milyar dolardan bugün 31 milyar dolara çıktı. Pazarda çok ciddi bir büyüme var. Türkiye'nin potansiyeli Türkiye'nin büyüklüğüne göre bu pazar büyüklüğü yetersiz, düşük diye düşünüyorum. Ama ilginç olan birşey var. Bu bilgi iletişim teknolojisi sektörü, pazar büyümesi Türkiye büyümesinin çok üzerinde seyrediyor. Rakamın 10 milyardan 30 milyara gelmesi kaç yıl içerisinde bunu ifade ediyor. Örneğin 2008 büyümesi 2007'ye göre % 20, 2007 büyümesi, 2006'ya göre %22, global ekonomik krizle bundan böyle ne olur onu 2009'da izleyip göreceğiz. Şimdiden birşey söylemek doğru değil. Serbestleşme süreci hepimiz biliyoruz. A B C lisanslar ile 32 tane faal uzak mesafeci bulunuyor. Uluslararası ve ulusal düzeyde tekelin sona ermesi ile yetkinlendirmeler de 2004'ün Mayıs ayında yapıldı. O günden bugüne bazıları bu işten vazgeçti. Bazıları ısrar etti, ben burada varım diye devam etti. Ben burada varım diyenlere teşekkür ediyoruz sabır ve kararlılıklarından dolayı. Mutlaka sonunda muratlarına erecekler. Şimdi bu uzak mesafede tabi herşey istediğimiz gibi gitmedi. Şuan elimizde olan oranlara bakıyoruz. Cep telefonundaki sonlandırmalarda %29'a... Yurtdışından gelip sabit şebeke sonlandırma %63, yurtdışı çağrılarda %22, şehirlerarasında %8, şehiriçinde yok.
Esasında oranlar fena değil ama istediğimiz düzeyde değil. Oransal yüksekliği az olabilir ama trafik hacmi az ise oran olarak yükseklik birşey ifade etmez. Bunlar sıfırdan buralara geldiğimiz noktalar olduğu için bu rakamları verdim. Şehiriçinde şu anda yönetmelik Başbakanlıkta birkaç güne kadar yayınlanır. Şimdi bu vesiyleyle ben birşeyin üzerinde durmak istiyorum. Türkiye'de öğrenmemiz gereken başka birşey daha var. Düzenlemeler yapıyoruz yani yürütme olarak kararlar alıyoruz. BTK kararlar alıyor, işletmecilere yönelik, pazarın serbestleşmesine yönelik, düzenlemeye yönelikk denetlemeye yönelik kararlar alıyor. Hemen hemen hepsi yargıya taşınıyor. Burada birşey aklımıza geliyor ya alınan kararlar yanlış ya da bizim düzenleme ve denetleme kurumlarına karşı yaklaşımımız yanlış. Sonuca bakıyoruz %95'i düzenleyici kurum lehine sonuçlanmış. Demek ki yanlış, bizim düzenleyici ve denetleyici kurumlara karşı oluşan bakışımızda. Bunu mutlaka düzeltmemiz lazım. Eğer burayı bir otorite olarak görmezsek zaman kaybediyoruz. Ve bundan ülke kaybediyor. İşletmeler kısa vadede kaybediyor ama bizim bilgi toplumu hedefimiz gecikiyor. Ülke kaybediyor. Benim birinci derece de baktığım ülke kaybediyor. Çünkü bilgi toplumuna mutlaka Türkiye'yi taşımamız lazım. Bizi yeni milenyumda öne çıkaracak Atatürk'ün hedef gösterdiği yere taşıyacak olan bilgi toplumudur. Bilgiye sahip olma, bilgiyi kullanma ve bilgiyi üretme. Bunu başarmanın yolu süratla bu alanda teknolojilerin gerisinde kalmadan, teknolojinin geliştirilmesinde bir ortak paydaş olmaktan geçiyor. Bu teknolojileri en iyi şekilde kullanan vatandaşına kullandıran kamuya milyarlarca dolar tasarruf sağlatan ayrıca vatandaşın yaşam kalitesini artıran hayatını kolaylaştıran bir idare olmanın olmazsa olmaz yolu olarak görüyoruz. Bunu yaparken tabi pazarın da adil serbest rekabeti sağlayacak şekilde oluşmasını kollayıp gözetlemek tabi ki idarenin görevleri. Stratejiyi şüphesiz bakanlık belirliyor. Siyasi irade belirliyor. Ve onun gereğini de düzenleyici kurum yapmak gayreti içerisinde oluyor.

İdarenin yaptığı her türlü iş ve işler yargıya tabii. Ama yargıda az önce söyledim çok zaman kaybımız oluyor. Ama yargı sonuçlarını da hakikaten değerlendirilmesi lazım ve yanlışta ısrar edilmemesi lazım. Bunu özellikle bu vesileyle ifade etmek istiyorum.

Herşeyimizi yargıya götüreceksek hiçbir kurul kurumsal düzenlemeye, yasal düzenlemeye ihtiyaç yok. Neden yargıda gecikme oluyor? Eğer herşey yargıya taşınınca dosyaların hattı hesabı olmuyor bir, ikinci de bu alanı bırakın hakimler bu işin tahsilini yapanlar bilmiyor. O kadar hızlı değişik bir alan ki burada karar oluşması tecrübe kazanılması yıllar istiyor. Bu da olmayınca bu işten de olumsuz sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Birçok konu çözümsüz kalabiliyor. Kabloda yaşadığımız bu diğer konularda yaşadığımız hepsi bu. Kabloda, şehir içinde, şebeke içinde yaşadığımız bu ara bağlantıda, bütün alanlarda temel düzenlemelerde temel kavşaklarda dönüm noktalarında hep bu sorunu biz yaşadık, yaşamaya da devam ediyoruz.

Hem işletmeciler hem düzenleyici kurul çok titiz davranması lazım, çözümler dialogdan geçer. Diyalogu oluşturacağız, konuşacağz görüşeceğiz. Orta yolu bulacağız.

Çözümü bulacağız, zaman kaybına meydan vermeyeceğiz. Biz hakikaten parlementoda ulaşım ve iletişimle ilgili konularda teknik konular siyaset yapılacak bir alan değil. Oturuyoruz konuşuyoruz. Uzlaşmayı buluyoruz. O şekilde yasal düzenlemeler de yapmıyoruz. Birçok kanunda bunu başardık. Muhalefet milletvekili, komisyon başkanımız burada mutlaka farklı fikirler var, değişik öneriler var. Bunların hepsini dikkate almak süretiyle tabi ki sivil toplum kuruluşları, işletmeciler onların...

Sürekli faturayı işletmecilere çıkarmak doğru değil. Onlar da bu ülke insanına hizmet vermek için canla başla çalışıyorlar. Hakikaten de güzel şeyler yapıyorlar. Bu çalışmaları da görmemiz lazım ama herkesin yerli yerinde durması, birbirlerinin hakkına tecavüz etmemesi bizim gözeteceğimiz konular arasındadır. Bunu da imkanlarımız ve yetkilerimiz dahilinde yapmaya çalışıyoruz. Yargının el attığı şey de bizim de ellerimiz kalkıyor artık yapacak birşey yok. Ama ona rağmen çözüm üretiyoruz. Şehir içinde yargı süreci devam ediyordu ama biz dedik ki arkadaşlara kardeşim hassasiyeti dikkate alarak tekrar düzenleyelim. Biz bunun arkasına sığınmış gibi gözükmeyelim.

Burada anlayış herkeste olması lazım. İsteklerin, taleplerin makul, adil olması gerekiyor. Şimdi altyapı, işletmecilik verilen katma değerli hizmetlerden ayrı bir hale geliyor. Yakınsama kavramı var. Altyapının verilen hizmetlerden bağımsız olduğu gibi her hizmetin tek altyapıdan veya bir hizmetin birçok altyapıdan verilebilir hale geliyor. Şimdi genişbant, genişbantta ufuk o kadar geniş ki, şimdi 2 tane lisans vereceğiz onlar tamamen yeni otoyollar yeni altyapı anlamına geliyor. Sadece telekom alt yapısı söz konusu değil. Havadan otoyol hazır. Böyle imkanlarımız var. Kaldı ki alternatif altyapılar da oluşuyor. Altyapıyı kullandırmamakta cimrilik yapan varsa kendisi kaybeder. Bu süre içerisinde kaybeder. Çünkü seçenekler çoğalıyor bunun verilmesi lazım. Bu altyapı işletmesinin de geliştirilmesi lazım. EHK sonunda çıktı. 2005'ten beri devam eden bir süreç. Birkaç sefer çıkma noktasına geldi ama nihayet uzun ince bir yoldan sonra çıktı. Hayırlı uğurlu olsun sektörümüze. 10 kasımda yürürlüğe girdi. Unutulmayacak bir tarih. Ne yaptık? Bütün Cumhuriyet tarihindeki mevzuatı biraraya topladık. Elimizde derli toplu bir mevzuat var. Rekabetle ilgili konular daha net tanımlandı. Öyle ümdi ediyoruz. İşletmecilerin önündeki belirsizlik giderildi ve argeye önemli vurgu yapıldı yeni kanunda. Yusuf Bey'de konuşmasında söyledi. Önemli olan uygulamalar sonucunu görmektir. Uygulamalar yorucu işlemlerden kurtarılmalıdır. Bu işlerde para maliyenin parasıdır. Devletin parasını dağıtırken o kadar hızlı ve cömert olunmadığının bilinmesini isteriz. Biz mevzuatımızı yaparken mümkün olduğunca işlemleri sadeleştirmeye çalışırız. Yoksa teorik olmaktan çıkamaz biz bir teşvik kanunu daha çıkardık. Orada da henüz sabrı şifa adım atılmış değil oradaki yavaş işlemenin burada da olmaması için arkadaşlarımız 2. düzenlemelerde basit anlaşılabilir yapacaklarını değil yapayacaklarını kağıda dökerlerse işimiz daha kolay olur. Daha hızlı yol almış oluruz.

3G nin lisansına günler kaldı. Bu TR'de yeni bir açılım beraberinde getirecek. Katma değerli hizmetler artmış olacak. Genişbantta ciddi anlamda bir genişleme olacak bunu da beraberinde getirecek. Arge faaliyetlerine de tabiki bu vesileyle birlikte yeni bir ivme gelecek. Çünkü burada katma değerli hizmetlere ilişkin çok değerli gelişmeler olacak. Program ve donanım anlamında. Bundan sonra 2009 yılının ilk aylarında devreye girecek olan genişbant telsiz erişimi. Yani ses dışındaki tesis erişimi var. Wimax diye de tanımlanan bunun dışında gerekli diğer lisansları vereceğiz. Bu da bölgesel farklılıklara, iletişimde bölgesel farklılıkları ortadan kaldırmaya çok katkıda bulunacak.

Numara taşınabilirliği uygulaması başladı. Altyapı da herhangi bir sorun yok. 145 bin 150 bin müracatı olmuş. Eksik mi fazla mı bilemem bunu vatandaşın bilmesi lazım. Ama Yusuf Bey'in de dediği gibi büyük işletmeci bundan gönülsüzdü, tedirgindi. Halbuki bu düşüncesinin doğru olmadığı ortaya çıktı. Bunun üzerinde de inceleme yapılması lazım niye insanlar oraya gidiyor. Herhalde bir cazibe var insanlar o nedenle oraya gidiyor. Diğerlerine karşı haksız bir rekabet oluşuyor mu oluşmuyor mu gözden geçirmek gerekir diye düşünüyorum. Sanal operatörlerle ilgili yani mobil tarafta uzak mesafelerin muadilini oluşturacak uygulama ile ilgili vergi bakımından bir problemimiz var o problemi yılbaşında çözeceğiz. İki sefer vergiden vergi alınma gibi bir uygulama var. Çıkan kanun böyle yorumlanıyor bunun için yine kanunda bir düzeltme yapacağız. Malesef başka bir yolu yok. Bir esneklik bulunmadı bunu yaptığımızda güçlü mobil işletmecilerin de dağıtıcı firmaları olacak. Yani şu andaki uzak mesafeciler o işe de girmiş olabilecek. Pratik olarak bu anlamda bir pazar pazı elde etme imkanına kavuşacaklar.

Piyasa analizleri tüketici hakları işletmecilerin denetimi hizmet kalitesinin belirlenmesi, kamuoyu ile paylaşılması, frekansların daha etkin kullanılması. Bu ve buna benzer birçok vatandaşa yönelik türkçe karakterler numara gizliliği vb. birçok kurumun zaman içerisinde ortaya koyduğu icraatlardır. Bunların faydalarını vatandaş görüyor ve takdir ediyor. Bu süreç yaşayan bir süreçtir. Bu her seferinde gelişiyor. Gelişmeler oldukça yeni düzenlemeler oluşuyor. Bu bizim ülkemizde olan bir hadise değil gittiğimiz yerlerde hep aynı şeyler konuşuluyor merak etmeyin. Yani farklı şey konuşanı ben görmedim. Gündem herkes için aynı. Büyük işletmeler, küçük işletmeler, altyapı yatırımı ve etkin kullanılması teknolojiden bağımsız sisteme geçilmesi, yakınsama, yayıncılıkla iletişimin birleştirilmesi bunlar dünyanın gündemi. Yani bilgi iletişim teknolojisi ile ilgili dünyanın gündeminde ne varsa Türkiye'nin gündeminde de o var. Onlar konuşuluyor. Bu ülkemiz adına sevindirici birşey. Demek ki gündemin dışında değiliz bu anlamda. Gündemi iyi takip ediyoruz. Sektör iyi takip ediyor, biz iyi takip ediyoruz. Adımları da birer birer atıyoruz.
Sapanca'da yaptığımız toplantıdan bu tarafa uzak mesafecilerin %3 artmış bu da önemli bir adım diye düşünüyorum. Bu adımlar devam edecek. Tekrar genel kurulumuzun hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Saygılar sunuyorum. Müsadenizi istiyorum. Tekrar saygılar sunuyorum.

 

CHP Uşak Milletvekili Osman Coşkunoğlu


Sadece bir genel kurul olmanın ötesinde görüşlerin paylaşıldığı bir platform önemli bilgi alışverişlerini yer aldığı bir platform haline gelmiş olan TELKODER'i bu noktaya taşıyan ve emeği geçmiş herkese bu vesileyle teşekkür ederim. Bu platformda çağımızın sadece sektörün kendi niteliğinden değil bütün diğer sektörlerin bir kaldırıcı olarak görevini de görebilen telekomünikasyon sektörünün ülkemizde gelişmesi için sivil toplum örgütü olarak önemli bir görev yaptınız, yapıyorsunuz. Bu nedenle teşekkür ederim.

Bu zamana kadar söylenenlere eklemek istediğim 2 konu var. Birincisi Kasım'ın ilk haftasında Strazburg'daydım. Komisyon görevim AB uyum komisyon görevlisi. Dolayısıyla AB'de neler olup bittiğinin yakından izleme fırsatı buluyorum. Benim bulunduğum hafta 5 Kasım günü AB'nin 2008 Türkiye ilerleme raporu yayınlaması. Bu raporun 50. sayfasında bazı noktalar burada da ifade edildi. Bilgi mahiyetinde AB saptamalarını sizinle paylaşmak isterim. Bu rapor şu saptamaları yapıyor. Sabit hat ve genişbant pazarlarında rekabet hala marjinal. Genişbant internet erişiminin % 95'inden fazlası yerleşik firmanın internet operatörü tarafından veriliyor. Yerleşik operatörün toplam ve perakende hizmet birimlerinin ayrışıtırılması konusunda kayda değer bir ilerleme yok. İletişim hizmetleri üzerindeki yüksek vergiler problem olmaya devam etmektedir. Evrensel hizmet kapsamı ve uygulamaları AB müktesebatı ile hala uyumsuzdur. Sabit şehiriçi hatları hala serbestleşmemiş bunun sonucu olarak da sabit hat ve genişbant pazarlarındaki rekabet ortamı oluşamamıştı. Düzenleyici kuruluş yeterli kadro ve finansal olanaklara da sahiptir. Ama yetkilendirme süreçlerinde bağımsız davranamamaktadır. Karar süreçleri saydam değildir. Ayrıca bunlara ek olarak 50. sayfada yer alıyor. Bunları da bu şekilde paylaşmak istedim. Bir saptama olarak önümüzde duruyor. Şimdi ben gideceğim yine Strazburg'da Brüksel'de bu ilerleme raporu ile ilgili orada tartışmalar içerisinde bulunacağım. Ve bu konularda neler söyleyeceğim konusunda bu toplantıdan da fikirler alıyorum. Son AB Daimi Temsilciler Komitesi toplantısında bilgi toplumu ve medya başlığının müzakerelerin başlaması için karar alındı. 35 fasıl var bizim AB müzakereleri içinde bu 35 fasıldan bir tanesidir bu. Bu faslın açılması için ön koşullardan biri EHK'dı. 5 Kasım günü AB ilerleme raporu yayınlandı. 6 Kasım günü TBMM'den EHY geçti. Diğer konularda paylaşmak istediğim bir konu var. Yıllardır konuşuyoruz. Serbestleşme 2004'ten beri başlamış olması gereken bir olgudur. Rekabetin oluşması. Bir noktayı tekrar açıklığa kavuşturmak istiyorum burada. Türk Telekom'un özelleştirilmesi (satış farklıdır, özelleştirme başkadır) neden önce ben buna şiddetle karşı çıkıyordum. Neden? İki tane kaygım vardı. Bir tanesi Türkiye bir Teletaş örneği taşıdı. Alcatel geldi Teletaş'ı satın aldı. Argesini kapattı. Ve ben ondan sonra Teletaş'ta mühendislik görevi gören yaratıcı teknoloji geliştirenlerle Amerika'da Silikon Vadisi'nde tanıştım. Türkiye için teknoloji geliştiriyordum şimdi Amerika için dediler. Yaşamış olduğumuz bir deneyimdir Türkiye'de. İkinci kaygım, ki bu kaygım Dünya Bankası araştırmacısı bir tanesi tarafından da benimseniyor. Gud Watson. Bir rapor yayınladı. Bu raporu sizinle paylaşmakta ısrar ediyorum. Bu raporun içeriğinin özeti olarak arzu edene bende pdf dosyası olarak var. Dünya Bankası'nın resmi yayını değildir, gönderirim. Rapor sıralama önemli midir? Neyin sıralaması? 3 aşamanın sıralaması. Birincisi telekom sektörünün serbestleşmesi, ikinci rekabet ortamında düzenleyici kurumun bunu yapabilecek konum ve bağımsızlıkta olması, üç özelleştirme. İşte Watson bu raporunda dünyadaki bütün telekom özelleştirmelerini inceleyerek şu sonuca varıyor ki, evet sıralama önemlidir. Önce serbestleşme gerçekleşmelidir. Ondan sonra o serbestleşmiş piyasayı düzenleyici kuruluş, gerçek bir rekabet ortamını yaratma adına güç, olanak ve bağımsız kaynaklara kavuşmalıdır. Ondan sonra özelleştirme tartışılabilir. Şimdi bu olmamıştır Türkiye'de. Ve yıllardır 2004'ten beri en azından 2005'ten beri başka şekillerde bunun sıkıntısını yaşıyoruz. İşte bu da benim ikinci kaygımdır. Birincisi Türk Telekom'u böyle bir satın alma ve üzerinden rant elde etme kaygısı vardı. İkinci kaygımda rekabet ortamının tam oluşmadığı durumda bu satış gerçekleşirse özel tekel konumunda ve hükümette devletin bir kurumu olması dışında hükümetle yanlış ilişkiler içerisinde ahbap çavuş ilişkileri içerisinde işini yürütmekte. Türk Telekom'u bu bakımdan izliyorum. 30-31 Ekim günleri Türk Telekom'un genel müdürü TT'da olan arge çalışmalarını göstermek için bir program yaptı. Bütün sektörün herkesle iletişim içerisinde ve karşılıklı diyalog içerisinde siyaset anlayışı yürütmeyi seven ve bilen biriyim. 30-31 Ekim de sadece argelerin yapıldığını değil -ben milletvekili olmadan önce konum teknoloji konularıydı. Pazarı büyütmeye yönelik çalışmaların ve ürünlerin çabaları gördüm. Fakat ne yazık ki Türk Telekom'u üzerinden para kazanmak değil, argeye teknolojiye yatırım yapan bir şirket olarak görmek benim birinci kaygımı giderdi. Fakat o olaydan bir hafta sonra ikinci kaygımı pekiştiren bir gelişme daha oldu. Sizler sivil toplum örgütü olarak önemli bir görev veriyorsunuz. Görevinizi biliyorsunuz yerine getiriyorsunuz. İktidarın yürütmenin bazı görevleri vardır. BTK nın görevleri var. Muhalefetin de görevleri var. Nedir? Hükümetin icraatlarını denetlemek ve yerinde öneriler sunmak. İlla kavga etmek değil. Bir gelişme hakkında, Ulaştırma Bakanına bir yazılı soru önergesi verdim. Amacım bilgi istemek. Arkasında dehşetler içerinde bir gelişme oldu. Bunu burada duyurarak hepinizin önünde çok ciddi bir uyarı yapmak istiyorum. Bir şirketin genel müdürü benim bir milletvekili olarak bakana sorduğum bir soruya saçma sapan içi boş içeriksiz, düzeysiz bir karşılık vermeye cüret etti. Benim bakana sorduğum bir soruya karşılık vermek cüretini gösterene sen kim oluyorsun derler.
.....
Sizin bazı açıklamalarınız bazı şirketleri borsada işlem gören şirketleri yıpratabilir. TC'de birçok muhalefet hükümeti denetleme görevi içerisinde zaman zaman doğru yanlış, haklı haksız hükümetin bazı şirketlerle kendilerine göre usulsüz ilişki içerisinde olduğunu kayıran ihaleler yapıldığını iddia etmiştir. Doğrudur yanlıştır! Ama bu iddiayı her muhalefet iktidarlar için yapmıştır. Siz hiçbir şirket yöneticisinin kendini ortaya atıp işgüzarca hükümete kendini siper edip sen benim borsada değerimi düşürüyorsun deyip gülünç bir iddiayla ortaya çıktığını gördünüz mü geçmişte? Ben görmedim... Muhalefet bunu yapar. İktidara hesap sorar bazı ilişkilerden dolayı. Ve bundan kimse üstüne vazife çıkarmamalı. Bunun muhattabı sadece hükümettir. Üzerine vazife olanlar kendi şirketlerini kendileri zor durumda bırakır. Bunun geçmişte kaldığını umuyorum. Bu sektörde eninde sonunda bazı uzlaşmalara varılacak. Uygar insanların uygar diyaloğu olarak devam etmesini dilerim.

Sayın Telkoder Başkanı yenilikçiliğin bu son çıkan EHK yasasında yenilikçiliğin önünün yani bürokrasiyle yavaşlatmamak önemli gerçekten. Türkiye'de bir kültür var. Amerika'daki kültürün tersi. Amerika'da birisi suçlu olduğunu kanıtlayana dek suçsuzdur. TR'de de baştan suçlu olduğu görülür insan suçsuzluğunu kavrayana kadar imanı gevrer. Uygulamanın önünü açmak ama yanlış yapanlarla çok ciddi hesap sormak gerekir. İşlensel ayrım. Bu konuda çok kısa, sanayi devrimi nasıl başladı? Üretimler yapılıyordu. Bunların hepsini topladılar, bir fabrika çatısı altına koydular. Bu işletmeler dikey entegrasyon dediğimiz değer zinciri içerisinde hepsine sahip olma gibi bir hevese kapıldılar ve 20. yy'ın ilk yarısı 60-70'lere kadar bu böyle geldi. 80'lerde ortaya çıkan dikey entegrasyon yerine bir işletmenin extended enterprise denilen yani bir işletmenin uzamış dal budak sarmış ağ teknolojilerin gelişmesi sayesinde mümkün olmuş bir gelişmedir. Bu Hong Kong'ta tasarımı yapılır Newyork'ta pazarlaması yapılır, Kocaeli'nde üretilir, Afrika'da satılır vs... Böyle bir sistem oluşmuştur. Sn. Arıak bunu çok güzel ifade etti. Bu dikey entegrasyon yakınsama illa bütün herşeyi bir kuruluşun bir şirketin sahip olması ihtiyacını ortaya çıkarmıyor. O kutuplaşma dediğimiz durum o firmanın kendisine zarar verir. Mobil operatörde hakim bir operatör numara taşınabilirliğinde bütün ülkelerde %10 civarında kaybetmiştir. Bu sistem dinamiğinin nasıl işleyeceği konusunda çok amatörce tahminler yapmamak gerektiğini düşünüyorum. Bir kriz ortamına geliyoruz. Telekom sektörü hem kendi sektörü açısından hem diğer sektörlerin kaldıracı olarak önemli görevler düşüyor. Bu görevlerde olgun diyalog olmalı ve herkes kendi görevini doğru yaptığı ortamda Türkiye'ye kazandırarak ilerleyebiliriz. Ben burada ileride mesleki konum olan teknolojiyi konuşmak isterim. Milletvekili olarak sektörün gelişip büyümesi için uygulanması gereken politikaları konuşmak isterim. Tüm sektörün kaldıracı olan telekom sektörünü nasıl büyütürüz ki herkes büyüsün ayrı ayrı birbirine karşı değiliz. Ve şu günlerde… ekonomik krizin etkilerini ülkemizde de hissettiğimiz şu günlerde sektör için neler yapabiliriz ve diğer sektörler için neler yapılabilir. Pozitif toplamlı ülkemizde de sektör için neler yapabiliriz, çok önemli bir konu. Önümüzdeki günlerde tartışacağımızı umarım. Telkoder olarak sektörü büyütme mücadelinize elimden gelen her türlü katkıyı yapmak istediğimi belirtir daha da büyük başarılar getirmesini dilerim.

 

 

 

AKP Samsun Milletvekili, TBMM Ulaştırma İmar Turizm Bayındırlık Komisyon Başkanı Sn. Mustafa Demir
Hitap!


Genel Kurul'un Elektronik Haberleşme Kanunu'nun yayınlanıp yürürlüğe girmesinin arifesinde, hemen sonunda gerçekleşmesinin önemli olduğunu bir kere daha ifade ediyorum. TELKODER sektörde en zayıf girmeye çalışan, varolmaya çalışan firmaların bir araya geldiği bir sivil toplum örgütü. EHK tasarısının çalışmaları esnasında bu ortamı başkan konuşmasında ifade etti. Çok sağlıklı katkılar sağladığını ifade etmek istiyorum.


O ortama benzer, diğer sektördeki aktörlerin de var olan şeyleri harekete geçirdiğine tanık olduğumu ifade etmek istiyorum. Ama başlangıçta, özellikle 2000 yılından sonra başlayan serbestleşmenin bugünkü konumuna gelmesinde Elektronik Haberleşme Kanunu'nun Türkiye'de özellikle sektör temsilcileri tarafından olumsuz nitelenmeden her birisinin fedakarlığa sevkettiği bugün için ama gelecekte de büyük umutlar vaad ettiği, büyük ufuklar çizdiği bir temel kanuna, yasaya kavuşmuş oldu. Bu kanunun oluşmasında o verdiği hedefler noktasında da gelecekte de umut vaad eden tek sektör. Ama burada çok önemli birşeyler var. Yasalar, kanunlar kağıtlar üzerinde kaldığı sürece bir anlam ifade etmezler. Bir sistemin içerisindeki aktörlerdeki insan unsurları özellikleri ve nitelikleri sektörü temsil ediyorsa ki bilgiye dayalı bir telekom. Bilgi teknolojileri iletişimde dünyadan bağımsız düşünemeyecek olduğumuz kendinizin bu konuda ulaşabildiğimiz ama o her neyse onunla orada var oluyorsunuz, kazanan oluyorsunuz, kaybeden oluyorsunuz. Bugün burada varız, yarın ne olacağını kestiremeyeceginiz bir alan. Günü gününe hiç hasta olmayan bir insanın yoğun etkin bir bakım ünitesinde, vücudunun her fonksiyonlarının adeta takip edildiği o fonksiyonları sürekli gelecekte ne olacağı bilinmeyen iyiye doğru yöneldiği bir bakım ünetisinde tutmak gibi birşey bu alan. Bunu bugün böyle ifade ediyoruz. Türkiye'nin bugün geldiği konum itibarıyla böyle ifade ediyoruz.

2000 yılında bunları konuşmuyorduk. Bugün büyüme ile birlikte bu sektörde Türkiye'nin aslında hedef koyduğumuz özellikle Başbakan ve hükümetimizin 2023 yılındaki Türkiye'nin dünyadaki 10 büyük ekonomi arasına taşıyacak olan,
Atatürk'ün muhasır medeniyetler dediği yere taşıyacak olan ki taa 19. asrın başında ifade edilmiş bir hedef. Bu sektörün gelişmesinde o trendi yakalayacak performansı göstermediğinde hedefi tutturamayacağımız kesin. Ama bugüne kadar yeni gelişmeler, ilk 8 yılda oraya gidişimizin, 2023 yılı içine taşıyabilecek mahiyette seyrettiğini ifade etmek istiyorum. Hükümetimizin, sayın bakanımızın özellikle Binali Bey'in yakın çalışma içerisinde olduğunu vurgulamak istiyorum. Milletvekili olduğum dönemden beri itibaren Bayındırlık, İmar Ulaştırma, Turizm Komisyonu üyesiyim. 4 yıldır da komisyon başkanlığını yürütüyorum. Muhalefeti ve iktidarıyla bilginin olduğu ülke menfatinin olduğu yerde her ne kadar siyasi rekabette olsa niyeti ve ortamını oluşturduğumuzda hiçbir problem olmadığını siz de gördünüz.
...Telekomun özelleşmesi ile birlikte uluslararası sermayenin ülkemize ciddi yatırımlarla gelmesi önemlidir. Vodafone'un özellikle ülkemizde GSM operatörü olması ve bugüne kadar kısa sürede de adeptasyonun cok iyi olması bizi serbestleşme etkin rekabet. Bu alan dopası itibariyle rekabete açık bir ortam değil
Belli düzenlemelerle belli mücadelelerle bazen belli güç gösterileriyle kullanıcıları sektörü en etkin hizmeti alıp sektörü var etmeye çalışan yeni girecek olanları da bu sektöre adepte etmeye çalışan. Türkiye dünyada bu konuda etkin bir ülke olmak durumunda. Olamazsak hep başkasının etrafında uydu olarak kalmak durumundayız. Vücudun sinir sistemi haline gelen bir sektör haline geldi. Bugün bu sektörü kapatsak bir anda sanki damdan düşmüş gibi bir ruhaliyet yaratacaktır. Turizmi düşünün çöker. Sağlık sektörü neredeyse bilgi teknolojilerinin sektörü haline geldi. Buradaki her ifademiz, her kararlılığımız yaptığımız her çaba verdiğimiz her emeğin burada katkı sağladığını veya veremediğimizin bizi eksiye götürdüğünü bildigimizi komisyon çalışmalarında bunları öncelediğimizi ifade etmekte fayda görüyorum. Genel anlamda yararlı olduğu için özellikle Telkoder'in çok Sn. Başkanı, sektörümüzün tüm temsilcileri Vodafone'dan, Turkcell'den, Avea' dan görüştüklerimi kendi alanımda müsterih olduğumu ifade etmek istiyorum.
Sapanca'da da bunlar ifade edildi. Argeye çok ciddi kaynak ayırmak sözkonusu. Olmazsa olmaz, üzerine yoğunlaşmak lazım. Çünkü bugün hala bu sektörde kullanılan üretilmiş alet ve edevatlara çok ciddi 30 milyar dolar kaynak gidiyor bu ülkede. Bu alandaki kaynağı biz yurtdışına göndermekten alı koyarsak biz cari açık problemini Türkiye'de hallediyoruz. Tek başına turizm sektöründen elde ettiğimiz gelir kadar bu alandaki bilgi sektörünü ayrıca kastetmiyorum o arada kullanılan üretim meteryalleri eğer biz teknoloji üretebilirsek bir tek ülkemizde kullanmak değil beraberinde uluslararası alana da kullandırtmak beraberinde gelecektir. İç piyasaya yönelik argeler onu taşımayabilir. Sn başkanım yasa içerisinde var sektör aktörlerinin genel anlamda gerek sabit hat gerek diger altyapıları kullananlara ciddi yükümlülükler getirilebilir yetki bu konuda alınır. Netice alır almaz ama bu kaynağın ayrılması makul ölçülerde zamanlamasına göre durumuna ve niteliklerine göre bunlar zorlanabilir. Bakanlık politik olarak zaten kaynak açısından bunlara destek olabilir. İki, sektörü regüle ederken, rekabet ortamını sağlarken tüm işlemlerimizde sektörde ulusal sermaye uluslararası sermaye bu kavramı tamamen ortadan kaldırıp özellikle muhalefete de bu konuda çok iş düşüyor. Bu konudaki kamu kuruluşlarımıza güveniyoruz. Buradaki her aktörümüzü var etmek durumundayız.
Eğer telekomun bir alandaki fedakarlığı istenecekse telekomun kendi politikaları içerisinde o politikalara ne kadar zarar veriyoruz ne kadar katkı sağlıyoruz bunu önemsememiz lazım. Turkcell bugün hakim bir operatörümüz bunun politakalarını istediğimiz fedakarlıkta onun ticari politikasını göz ardı etmemek lazım. Bir Vodafone Türkiye'ye gelmiştir. Vodafone'nun ve AVEA'ların politikalarını dikkate almak lazım. Tüm bu uygulamaları en etkin hizmet kavramı başta olmak üzere en etkin, en kaliteli, en verimli hizmeti almaya yönelik, kurum bakanlık bu karaları alır ve herkeste bu karara uyar. Uluslararası hukukun imtiyaz sözleşmelerinde boşluklarını çok iyi takip edip, gerekli düzenlemeleri yapar.

Türkiye'de kara ulaştırma alanında Cumhuriyet Tarihi içerisinde hiç düzenleme yapılmamıştı. Kamyonu alan düşmüş yollara. Kara ulaştırma alanındaki sektör kendiliğinden gelişmiş ve Türkiye tek başına Avrupa Birliği'nin tamamından fazla bir noktaya ulaşmış. Hatta 3 - 4 katı büyüklüğe ulaşmış. Düzenleme yok. Yalnız o şoförlerimizin ömrü hep kamyon üreticilerine çalışmakla geçmiş. Peşinatı vermiş, uzunca taksit yapmış ancak borç bitmiyor. Biz bir çalışma yaptık. Biz bu alanı toparlayıcı bir yasa çıkardık. 100 km üzerinde yük ve yolcu taşımasında orada...... bulunan, şoför, kamyoncu kooperatifine kadar hiç problem olmadan sağlıklı bir şekilde uygulanıyor. Türkiye'de hiç problem çıkmadan sağlıklı bir şekilde uygulanıyor. Verimli bir büyüklüğe uluslararası alanda bize çok büyük bir rekabet sağlayacak şekilde sektör ilerlemesine devam ediyor. Bu alanda çalışma yapılabildiğinde ihtisas komisyonları olarak zor olan alanlarda muhalefet ve iktidarın düzenlemeleri sağlıklı biraraya getirilip gerekli iletişim kurulduğunda çok iyi sonuçlar alınabildiğine biz şahit olduk. Devlet Demir Yolları ile ilgili de sayın bakanımız yeni bir teşkilat kanunu getirecek.
Bunu anlatmamın nedeni şu. Sapanca'da bir iletişim toplantısı oldu. Burası ve orası çok yararlı oldu. Sayın kurum başkanlarım, her yıl sizler konusu size bağlı olmak kaydıyla sektörümüzün tüm aktörlerini başka ....

TELKODER'in 2 organizasyonunda bir araya geldik. Telekom'un organizasyonunda konusu ve ihtiyacı onlara ait olmak üzere diğer GSM operatörleri ve bundan sonra girecek operatörler her yıl böyle ufuk açan katkı sağlayan iletişim toplantılarını hepimize özellikle böyle toplantılarla biz TBMM bir hafıza oluşturmaya çalışıyoruz. Bunun oluşturulmasının zor olduğunu hocam bilir ancak buna rağmen oluşturacağız. Bunları da meclisin ihtisas komisyonu bugün biz varız yarın başkaları ama mutlaka siz kalıcısınız. Davet etmenin çok yararlı olduğunu düşünüyorum. Bu olmasa bile ihalelere katkı sağlayabilir motivasyon sağlayabilir.
Emeklerinizden dolayı da herkese en derin saygılarımı sunuyorum.
Çok teşekkür ediyorum.