|
Sayın Bakan,
Değerli Milletvekilleri,
Telekomünikasyon Kurulu'nun Sayın Başkanı
ve Yöneticileri,
Sektörümüzün Seçkin Temsilcileri,
Değerli Konuklarımız,
Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneğimiz
TELKODER'in 5. Genel Kurul toplantısına
katılarak bizleri onurlandırdınız. Hepiniz
hoşgeldiniz.
TELKODER bugün resmi olarak 7, fiilen 8
yaşını doldurmuş bulunuyor.
Geçen 8 yıl içinde TELKODER "alternatif
telekomünikasyon işletmeciliği" alanında
sivil toplumun merkezi haline geldi. "Serbestleşme"nin
adını biz koyduk.
Bugün serbestleşme artık karşı çıkılmayan
bir amaç oldu.
Bu sonuca ulaşmamızda katkısı olan eski/yeni
tüm arkadaşlarımıza teşekkür ederiz.
Bugünkü toplantımızda yapılacak açılış
konuşmalarının daha verimli ve odaklı olması
için alışılmışın dışında bir yöntemle bir
kaç konu belirledik.Bu konular şöyledir
:
Telekomünikasyon İşletmeciliği Alanında
Genel Değerlendirmeler Çerçevesinde,
-Sabit Telefon Hizmetlerinde Rekabetin
Sağlanması
-Genişbant İnternet Hizmetlerinde Rekabetin
Arttırılması
-Altyapıda Rekabet ve Kablo Şebekesinin
Özelleştirmesi
Sayın konuşmacılarımız ayrıca kendi belirleyecekleri
konuları da bizimle paylaşırlarsa seviniriz.
Bizim gözümüzde durum şöyledir :
-Sabit Telefon Hizmetlerinde şehiriçi haberleşmenin
rekabete açılmamış olması büyük bir eksiklik.
Şimdi kısa süre içinde ve fiilen bu alanın
rekabete açılmasını bekliyoruz. Bu konuda
destekleri için Sayın Bakan'a ve Telekomünikasyon
Kurulu'na teşekkür ederiz.
-Genişbant internette rekabet şartlarımız
çok geri kalmış durumdadır.Avrupa'da ortalama
%56 olan alternatif işletmeci payı bizde
halen %5 seviyesindedir.
İyi haber şu ki bu rekabetsizliği artık
herkes kabul ediyor. Buna Türk Telekom da
dahildir. Yine herkes alternatif işletmeciler
için en az %20 hedefini benimsedi. O nedenle
ADSL'de bazı iyileştirmeler yapıldı, ama
yetmiyor.
Kablo şebekesinin özelleştirme veya uzun
vadeli kiralanmasıyla sabit hatlarda, ve,
3G lisansları ile genişbantta hızlı internet
rekabetinin sağlanmasını bekliyoruz.
Altyapıda Rekabet ve
Kablo Şebekesinin Özelleştirilmesi
Alternatif altyapı kurulmasında hala yeterli
gelişmeyi sağlayamadık. Halen Türk Telekom'un
sabit altyapısı ezici bir kullanım oranına
sahiptir.
Yıllarca ruhsat almayı bekleyen sonunda
2.5 yıl önce ruhsatları verilen Kablo TV
alanında malesef hiç olumlu gelişme sağlanamadı.
Tam tersine var olan özel firmalar yok olma
noktasına geldi. Artık bu konu çözülmelidir.
Sayın Bakan'ın, siyasi iradenin inisiyatif
alma isteğini memnuniyetle karşılıyor ve
acilen uygulama bekliyoruz.
Değerli misafirlerimiz ve değerli arkadaşlarım,
TELKODER'in de yakından izlediği ve katkı
yaptığı yeni Elektronik Haberleşme Kanunu
Sayın Bakan'ın Kurum'un ve diğer siyasi
partilerin yoğun çalışmaları ile yürürlüğe
girdi. Sektör ve ülkemize hayırlı olmasını
diliyorum.
4809 sayılı kanun yürürlüğe girdi, ama,
hem yaratıcılık hem de ARGE yi destekleyici
olan yetkilendirmeyle ilgili kısmı altı
ay sonra uygulamaya girecek. Yetkilendirme
ile ilgili kısmın yaratıcılığı desteklemesi,
yeni hizmetlerin sadece bildirim yaparak
ve beklemeden sunulabilmesine dayanıyor.
Böyle bir imkanın varlığı pek çok girişimcimizi
yeni hizmetler geliştirmeye, bu işi yapabilmek
için ARGE yapmaya teşvik edecektir. Bir
yandan tüketiciye yepyeni hizmetler sunulacak,
diğer yandan yeni yazılım, donanım geliştirilecek
ve yüksek teknolojide istihdam artacaktır.
Böylece taklitçilik yerine daha çok yaratıcılığın
önü açılacaktır. Ve böylece, sürekli olarak
yurtdışındaki genç arkadaşlarımızı, yabancı
yatırımcıdan medet ummaktan kurtarıp onlara
kendi ülkelerinde yaratıcılık yapma ve bunun
nimetlerinden ülkemizi faydalandırma imkanı
sağlanmış olacaktır.
Ancak, kanun tarafından sağlanan bu imkan,
bürokratik nedenlerle kolayca engellenebilir.
Engelleme, bürokrasinin, verilebilecek hizmetleri
ancak kendisinin tanımlıyabileceğini, yeni
girişimcinin bildirim yaparak hizmet veremiyeceğini,
hizmetin verilebilmesi için yönetmelik hazırlanması
gerektiğini, bu sebeple beklenmesinin doğru
olacağını, çünkü ülke dışı uygulamalara
bakılacağını söylemesi, şeklinde olabilir.
Bunun sonucu girişimcinin yılması, girişimcinin
yarattığı hizmeti daha başlamadan başkalarının
öğrenmesi ve kazanç sağlama imkanının yok
olması olabilir; böyle olursa ortada ne
yaratıcılık ne de ARGE kalacaktır.
İyi niyetle de olsa böyle bir engelleyici
tavrın olmaması gerektiğini, Sayın Bakanın
ve Sayın Telekom Kurulu Başkanının dikkatine
önemle sunuyorum.
Önemli İki Gelişme
Değerli misafirler değerli
arkadaşlarım,
Sektörümüzde gözle görülür hale gelen ve
giderek güçlenen iki gelişme vardır. Bu
iki gelişme serbestleşmeyi ve alternatif
işletmecileri çok yakından ilgilendiriyor.
Birinci gelişme
TTNet sadece internet alanıyla yetinmeyip
Altyapı/UMTH/Karasal Hatlardan Veri İletimi
ruhsatlarını da almıştır ve bu haliyle TTNet,
Türk Telekom'un ikizi haline gelmektedir.
Bu durumun iki muhtemel sonucu olabilir:
Birincisi sabit telefon ve internet alanlarında
tekele yakın bir gücü olan Türk Telekom'un
TTNet aracılığı ile bu hakim durumundan
sıyrılarak kendisini sınırlayan regülasyonlardan
kurtulması ve rekabet ortamının tamamen
bozulmasıdır. Tabii bu sonucu istemeyiz.
İkinci ihtimal ya da alternatif, olumlu
ihtimaldir.Avrupa'da da yaygınlaşan "Altyapı/Hizmet
Ayrımı", ana altyapıya sahip olan firmanın
sadece altyapıyı işletmesi ve artık ses/internet/veri
vb. hizmetleri sunmaması demektir. Yani
bizdeki isimleriyle Türk Telekom'un sadece
altyapıyı işletmesi ve bu altyapıyı kendi
TTNet'i de dahil diğer alternatif işletmecilere
aynı fiyat ve şartlarla kullandırmasıdır.
Altyapı/Hizmet Ayrımının, Türk Telekom
özelleştirilmesinde "altyapı mülkiyeti/işletilmesi
ve imtiyaz süresi sonunda devri" ile
ilgili Danıştay görüş ve kararıyla da uyumlu
olduğu kanaatindeyiz. Türk Telekom dahil
konunun tüm taraflarının bu konuyu düşünmeleri
gerekiyor.
İkinci gelişme
sektörümüzdeki "iki kutupluluğa gidiş
eğilimi"dir.Bir yanda Türk Telekom
etrafında, öte yanda Turkcell etrafında
"sabit + mobil" ve "mobil
+ sabit" şeklindeki yoğunlaşma eğilimleri...Bu
iki grubun dışında kalan sektör unsurlarının
büyüyememesi...
İşletmecilik sektöründeki cironun %85-90'ını
üreten ve birbirine yakın güçte olan iki
grup...Bu iki kutupluluk eğilimi, yakın
gelecekte önemli bir risk oluşturabilir..Hem
sabit hem mobil ve hem de her tür katma
değerli hizmetler alanında çalışacak iki
grup, grup içi firmaları destekleme baskısı
altında kalabilir. Bu durum ise hem rekabeti
bozabilir, hem de bu grupların kendi verimliliğini
düşürebilir.
Dengeyi sağlayacak ve bu iki grup dışındaki
firmaların oluşturduğu yeterince güçlü bir
üçüncü ayak henüz oluşturulabilmiş değil.
O nedenle kutuplaşma eğilimi daha da güç
kazanabilir. Bu durum ise serbest/alternatif
sektörün gelişmesini durdurabilir. Ama aynı
zamanda bu iki gurubun kendilerine de zarar
verebilir. .
Kutuplaşma eğilimini kimse için bir suçlama
değil bir tespit olarak ve sektörün tümünü
yakından ilgilendiren bir husus olarak ifade
ediyorum. Dünyadaki ekonomik krizin sürdüğü
bir ortamda, tüm firmalarımızın birlikte
zarar görmesinden endişe ediyoruz. İstihdamın
da büyük yara almasından endişe ediyoruz.
Bu konuyu dikkatle düşünmeliyiz.
Sözünü ettiğim bu iki gelişme, yani "sektördeki
güçlü iki kutupluluk eğilimi"ve "TTNet'in
Türk Telekom'un ikizi haline gelmekte oluşu"
her türlü teorik tartışmadan daha önemlidir.
Siyaset, Kurum ve sektör mensupları içinde
bu konuları konuşmaya ihtiyacımız bulunuyor.
Biz TELKODER olarak bu konuların tartışılması
için üstümüze düşeni yapacağız. Örneğin
Altyapı/Hizmet Ayrımı konusunda 2 Aralık
2008'de bir toplantı düzenledik. İngiltere
örneğini TELKODER, TK ve İNGİLTERE BÜYÜKELÇİLİĞİ
işbirliği ile tartışacağız.
Değerli misafirler değerli
arkadaşlar,
TELKODER, geleneksel çizgideki mücadelesini
de, sektörümüzde olumlu sonuç üretmeye dönük
İKLİM yaratma çabalarını da sürdürecektir.
İKLİM düzelince daha çok iyi sonuç, daha
az gerginlik ve daha az mahkeme göreceğimizi
umuyoruz. Bu çabalarımızı karşılıksız bırakmayan
Sayın Bakan'a, Sayın Kurul Başkanı'na, sektörümüzün
büyük-küçük tüm firmalarına ve basın mensuplarına
teşekkür ederim.
TELKODER her zaman olduğu gibi sektörümüze
ve yurttaşlarımıza hizmet doğrultusunda
"bilgili, evrensel bakışlı, yurtsever,
serbestleşmeden ödün vermeyen, dik duran,
uygar ve diyaloga açık " yapısını sürdürecektir.
Katılımları ile bizi onurlandıran tüm misafirlerimize
ve üyelerimize teşekkür ediyor ve saygılar
sunuyorum.
DÜNYADA TELEKOM ALANINDAKİ
SON SERBESTLEŞME GELİŞMELERİ
Öncelikle AB'den bazı rakamlar vermek istiyorum.
AB ülkelerinde alternatif işletmecilerin
telekomünikasyon pazarındaki payı ortalama
%50'ler civarındadır. Sabit telefon hizmetleri
piyasasında alternatif işletmecilerin pazar
payı ortalama %40 (Türkiye'de % 4 ), genişbantta
ise %56'dır (Türkiye'de %5). Ayrıca, genişbant
hizmetlerinin %17'si alternatif altyapılar
üzerinden tüketiciye sunulmaktadır. Avrupa'da
genişbant hizmetlerinin %83'ü DSL, %15'i
kablo, %2'si ise fiber erişim ile verilmektedir.
Görüldüğü gibi AB, serbestleşmede oldukça
önemli yol katederek, hem yatırımcılarını
hem de tüketicilerini koruma yolunda önemli
adımlar atmıştır. Hepimizin bildiği gibi
AB'de serbestleşme 1990'lı yılların sonlarında
başlamıştır. AB, teşhis, kurumlaşma, mevzuat
ve uygulamada dikkate değer bir başarı sağlamış
durumdadır. Bu nedenle, AB ülkelerinde telekomünikasyon
sektöründe uygulanmış ve uygulanması planlanan
politikaların incelenmesi bize de yararlar
sağlayacaktır.
Yatırım Merdiveni
AB'nin başarıya ulaşmasında, yukarıdaki
faktörlerin yanı sıra, ekonomiye bir bütün
olarak bakması ve bu ekonomi içerisindeki
telekomünikasyon alanını her yönü ile değerlendirmesi
de etkili olmuştur. Örneğin, telekomünikasyon
alanında yapılan yatırımların arttırılması
için "Investment Ladder - Yatırım merdiveni"
yöntemi uygulanmıştır. Bu yöntem ile, her
adımda işletmecinin belirli bir abone sayısına
ulaşarak, bir sonraki adım için birikim
yapmasını sağlamak amaçlanmıştır. Bu sayede,
piyasaya yeni giren işletmeciler, öncelikle
hizmet sektörüne yoğunlaşmış ve yeterli
gelir elde ettikten sonra kendi altyapısını
kurmaya başlamıştır. Böylece, piyasaya yeni
giren işletmeciler ilk olarak hizmet piyasasında,
sırasıyla, perakende satış, veri akış erişimi
ve yerel ağın paylaşıma açılması alanlarında
rekabet etmişler ve sonrasında yeterli sermaye
birikimine sahip olduklarında kendi altyapılarını
kurmaya başlamışlardır.
Altyapı/Hizmet Ayırımı
AB, geldiği noktayı ve telekom alanındaki
yatırımları yeterli görmemekte, rekabeti
daha ileriye götürmek için önlemler almaya
devam etmektedir. Bu önlemlerin en önemlilerinden
birisi 2007 yılında kabul edilen "Functional
Seperation - Altyapı/Hizmet Ayırımı"
dır. Altyapı-Hizmet Ayırımı ile, altyapı
sahibi işletmecilerin, hizmetler alanında
rekabet ihlali yaratmalarının önüne geçilmektedir.
Bu uygulama ile altyapıları işletenler ile
hizmet sunan işletmeciler ayrı şirketler
haline getirilmektedir.
Altyapı/Hizmet Ayırımı uygulaması için
en uygun örnek, İngiltere'deki Openreach'dir.
2005 yılında İngiltere düzenleyici kuruluşu
OFCOM tarafından kabul edilen düzenleme
ile British Telecom, Openreach adı altında
yapılanan altyapı işletme şirketi ve BT
adı altında yapılanan hizmet sağlayıcı şirket
olmak üzere ikiye bölünmüştür. İngiltere'de
ki bu uygulama geçen üç yıl içerisinde korkulanın
aksine başarıyla sonuçlanmıştır. Örneğin,
BT'nin yapmış olduğu açıklamalara göre yatırımlarında
düşüşün aksine artış olmuştur. Yine uygulamanın
ardından Openreach'in gelirlerinde artış
yaşanmış, ve uygulama ile elde edilen verimlilik
ve kaynakların etkin kullanımı sayesinde
BT'nin gelirleri artmıştır.
Bu yöntemin, etkin rekabetin tesisi için
en etkin çözüm yolu olduğunun anlaşılmasıyla
birlikte, piyasada sağlanan güven ortamı
sayesinde yatırımların arttığı, kaynakların
etkin kullanımı sayesinde verim artışının
yaşandığı ve tüm işletmecilerle birlikte
yerleşik operatörün de uygulama sonrası
hisselerinin değer kazandığı görülmüştür.
Türkiye'deki duruma bakacak olursak, TT'nin
özelleştirilmesi sırasında, hazırlanan imtiyaz
sözleşmesi, görüşleri alınmak üzere Danıştay'a
gönderilmiştir. Danıştay'ın bildirmiş olduğu
görüş şöyledir;
"Türk Telekom'u satın alacak yatırımcı
21 yılın sonunda telekomünikasyon sisteminin
işleyişini etkileyen tüm teçhizatı bütün
fonksiyonları ile çalışır vaziyette ve bu
teçhizatın kurulu bulunduğu, kendi kullanımında
olan taşınmazları Kuruma veya Kurumun göstereceği
kuruluşa bedelsiz olarak devreder."
Danıştay'ın görüşü incelendiğinde Altyapı-Hizmet
Ayrımının teorik olarak kabulü anlamına
geldiği görülüyor. Rekabetin desteklenmesi
ve serbestleşme sürecinin hızlanması için
altyapı hizmetlerinin perakende hizmetleri
veren işletmelerden ayrılması, İngiltere
örneğinde' de görüldüğü gibi tüm sektörün
lehine olacak ve tüm aktörler bundan faydalanabilecektir
Yeni Nesil Şebekeler
AB'de rekabeti daha da arttıracak önlemler
konusunda çalışmalar devam etmektedir. Bunların
en önemlisi "Next Generation Networks
- Yeni Nesil Şebekeler" konusudur.
Yeni Nesil Şebekeler ile genişbant üzerinden,
birden fazla hizmetin, farklı ve daha yüksek
kalitelerde sunulması sağlanmakta ve bu
şebekeler ile, telefon, internet, televizyon
gibi birçok hizmet aynı şebeke üzerinden
daha hızlı ve çok daha kaliteli olarak verilebilmektedir.
Dünyada bantgenişliği kullanımı her yıl
%50-%100 arasında artış göstermektedir.
Bantgenişiliği konusunda yaşanan her gelişme,
yeni ve daha kaliteli hizmetler anlamına
gelmektedir. OECD'nin yapmış olduğu çalışmaya
göre, 2010-2020 yılları arasında hane halkının
talep edeceği bantgenişliği 50 Mbit olarak
tahmin edilmektedir. Böyle bir durumda,
uygulanabilir yeni teknolojilerin ve şebekelerin
gelişimi önem kazanmaktadır. YNŞ'ler, fiber
ağ sayesinde tüketicilere daha yüksek bantgenişliği
sunmaktadır. Bu sebeple, artan talebi karşılayabilmek
için fiber ağ kurulumu desteklenmelidir.
Ancak, bu konuda, yerleşik operatörün ve
devletin takınacağı tutum ,rekabetin gelişmesi
açısından çok önemlidir.
Devlet'in YNŞ'lerin hayata geçirilmesinde
üç temel görevi bulunmaktadır. Bunlar, YNŞ
kurulumunun ve kullanımının desteklenmesi,
gerekli düzenlemelerin yapılması ve kuruluma
doğrudan katılması, yani yatırım yapmasıdır.
AB ve OECD ülkelerindeki yaygın görüşe göre,
devletin doğrudan yatırım yaparak YNŞ altyapısının
kurulumunda rol alması, dikkatli olmak gereken
bir konudur. Özellikle yeni işletmecilerin
altyapı yatırımı konusunda yetersiz kaldığı
ülkelerde, fiber ağın kurulumunun devlet
eliyle yapılması, altyapı işletim hakkını
elinde bulunduran yerleşik işletmecinin,
YNŞ'ler üzerinde tekel haline gelmesi, piyasaya
giriş engellerinin oluşması ve dolayısıyla
piyasadaki rekabet şartlarının bozulması
gibi bir çok sakıncası bulunmaktadır. Bu
sebeple, devlet, YNŞ kurulumu konusunda
aşırı müdahalelerden kaçınmalıdır ve piyasa
başarısızlığının bulunduğu durumlar dışında
kendisi bizzat yatırım yapmaktan kaçınmalıdır.
Bunun yerine, devlet, alternatif işletmecileri,
koşulları uygun hale getirerek yatırım yapmaya
teşvik etmelidir. Bu noktada, Yatırım Merdiveni
kuramının önemi bir kez daha anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla, henüz altyapı rekabetinin oluşmadığı
ülkeler, YNŞ kurulumu konusunda dikkatli
olmalı, yerleşik operatörün tekel konumuna
gelmesini ve rekabet konusunda yaşanacak
sorunları ortadan kaldırabilmek için, alternatif
işletmecileri altyapı yatırımları konusunda
desteklemelidir. Bu teşvik ise Yatırım Merdiveni
kuramının başarılı bir şekilde uygulanması
ile sağlanmalıdır.
Gelecekte rekabetin arttırılarak devam
ettirilmesi için AB'de ayrıca "Geographic
Segmentation - Coğrafi Bölümlendirme"
ve "Cost Based Pricing - Maliyet Temelli
Fiyatlandırma" gibi konularda geliştirme
çalışmaları devam etmektedir.
Saygılarımla,
Yusuf Ata ARIAK Telkoder Başkanı
* Altyapı/Hizmet Ayırımı konusunda TELKODER,TK
ve İngiliz Büyükelçiliği,2 Aralık 2008 tarihinde
Ankara'da bir konferans düzenleyecektir.İlgilenenlerin
katılmasını tavsiye ediyoruz.
|