TELKODER 5. Olağan Genel Kurulu
 

 

 

TELKODER YÖNETİM KURULU BAŞKANI
Yusuf Ata ARIAK'ın
TELKODER 5. Olağan Genel Kurulunu Açış Konuşması

 

18 Kasım 2008

 

 

Yusuf Ata ARIAK'ın Açılış Konuşmasını word dökümanı olarak indirmek için yandaki ikonu tıklayınız -
48 MB MS Word dökümanı

 

 

Sayın Bakan,
Değerli Milletvekilleri,
Telekomünikasyon Kurulu'nun Sayın Başkanı ve Yöneticileri,
Sektörümüzün Seçkin Temsilcileri,
Değerli Konuklarımız,


Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneğimiz TELKODER'in 5. Genel Kurul toplantısına katılarak bizleri onurlandırdınız. Hepiniz hoşgeldiniz.

TELKODER bugün resmi olarak 7, fiilen 8 yaşını doldurmuş bulunuyor.

Geçen 8 yıl içinde TELKODER "alternatif telekomünikasyon işletmeciliği" alanında sivil toplumun merkezi haline geldi. "Serbestleşme"nin adını biz koyduk.
Bugün serbestleşme artık karşı çıkılmayan bir amaç oldu.
Bu sonuca ulaşmamızda katkısı olan eski/yeni tüm arkadaşlarımıza teşekkür ederiz.

Bugünkü toplantımızda yapılacak açılış konuşmalarının daha verimli ve odaklı olması için alışılmışın dışında bir yöntemle bir kaç konu belirledik.Bu konular şöyledir :

Telekomünikasyon İşletmeciliği Alanında Genel Değerlendirmeler Çerçevesinde,

-Sabit Telefon Hizmetlerinde Rekabetin Sağlanması
-Genişbant İnternet Hizmetlerinde Rekabetin Arttırılması
-Altyapıda Rekabet ve Kablo Şebekesinin Özelleştirmesi

Sayın konuşmacılarımız ayrıca kendi belirleyecekleri konuları da bizimle paylaşırlarsa seviniriz.

Bizim gözümüzde durum şöyledir :

-Sabit Telefon Hizmetlerinde şehiriçi haberleşmenin rekabete açılmamış olması büyük bir eksiklik. Şimdi kısa süre içinde ve fiilen bu alanın rekabete açılmasını bekliyoruz. Bu konuda destekleri için Sayın Bakan'a ve Telekomünikasyon Kurulu'na teşekkür ederiz.

-Genişbant internette rekabet şartlarımız çok geri kalmış durumdadır.Avrupa'da ortalama %56 olan alternatif işletmeci payı bizde halen %5 seviyesindedir.
İyi haber şu ki bu rekabetsizliği artık herkes kabul ediyor. Buna Türk Telekom da dahildir. Yine herkes alternatif işletmeciler için en az %20 hedefini benimsedi. O nedenle ADSL'de bazı iyileştirmeler yapıldı, ama yetmiyor.

Kablo şebekesinin özelleştirme veya uzun vadeli kiralanmasıyla sabit hatlarda, ve, 3G lisansları ile genişbantta hızlı internet rekabetinin sağlanmasını bekliyoruz.

Altyapıda Rekabet ve Kablo Şebekesinin Özelleştirilmesi

Alternatif altyapı kurulmasında hala yeterli gelişmeyi sağlayamadık. Halen Türk Telekom'un sabit altyapısı ezici bir kullanım oranına sahiptir.

Yıllarca ruhsat almayı bekleyen sonunda 2.5 yıl önce ruhsatları verilen Kablo TV alanında malesef hiç olumlu gelişme sağlanamadı. Tam tersine var olan özel firmalar yok olma noktasına geldi. Artık bu konu çözülmelidir.

Sayın Bakan'ın, siyasi iradenin inisiyatif alma isteğini memnuniyetle karşılıyor ve acilen uygulama bekliyoruz.

Değerli misafirlerimiz ve değerli arkadaşlarım,

TELKODER'in de yakından izlediği ve katkı yaptığı yeni Elektronik Haberleşme Kanunu Sayın Bakan'ın Kurum'un ve diğer siyasi partilerin yoğun çalışmaları ile yürürlüğe girdi. Sektör ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.

4809 sayılı kanun yürürlüğe girdi, ama, hem yaratıcılık hem de ARGE yi destekleyici olan yetkilendirmeyle ilgili kısmı altı ay sonra uygulamaya girecek. Yetkilendirme ile ilgili kısmın yaratıcılığı desteklemesi, yeni hizmetlerin sadece bildirim yaparak ve beklemeden sunulabilmesine dayanıyor. Böyle bir imkanın varlığı pek çok girişimcimizi yeni hizmetler geliştirmeye, bu işi yapabilmek için ARGE yapmaya teşvik edecektir. Bir yandan tüketiciye yepyeni hizmetler sunulacak, diğer yandan yeni yazılım, donanım geliştirilecek ve yüksek teknolojide istihdam artacaktır. Böylece taklitçilik yerine daha çok yaratıcılığın önü açılacaktır. Ve böylece, sürekli olarak yurtdışındaki genç arkadaşlarımızı, yabancı yatırımcıdan medet ummaktan kurtarıp onlara kendi ülkelerinde yaratıcılık yapma ve bunun nimetlerinden ülkemizi faydalandırma imkanı sağlanmış olacaktır.

Ancak, kanun tarafından sağlanan bu imkan, bürokratik nedenlerle kolayca engellenebilir. Engelleme, bürokrasinin, verilebilecek hizmetleri ancak kendisinin tanımlıyabileceğini, yeni girişimcinin bildirim yaparak hizmet veremiyeceğini, hizmetin verilebilmesi için yönetmelik hazırlanması gerektiğini, bu sebeple beklenmesinin doğru olacağını, çünkü ülke dışı uygulamalara bakılacağını söylemesi, şeklinde olabilir. Bunun sonucu girişimcinin yılması, girişimcinin yarattığı hizmeti daha başlamadan başkalarının öğrenmesi ve kazanç sağlama imkanının yok olması olabilir; böyle olursa ortada ne yaratıcılık ne de ARGE kalacaktır.

İyi niyetle de olsa böyle bir engelleyici tavrın olmaması gerektiğini, Sayın Bakanın ve Sayın Telekom Kurulu Başkanının dikkatine önemle sunuyorum.

Önemli İki Gelişme

Değerli misafirler değerli arkadaşlarım,

Sektörümüzde gözle görülür hale gelen ve giderek güçlenen iki gelişme vardır. Bu iki gelişme serbestleşmeyi ve alternatif işletmecileri çok yakından ilgilendiriyor.

Birinci gelişme

TTNet sadece internet alanıyla yetinmeyip Altyapı/UMTH/Karasal Hatlardan Veri İletimi ruhsatlarını da almıştır ve bu haliyle TTNet, Türk Telekom'un ikizi haline gelmektedir. Bu durumun iki muhtemel sonucu olabilir: Birincisi sabit telefon ve internet alanlarında tekele yakın bir gücü olan Türk Telekom'un TTNet aracılığı ile bu hakim durumundan sıyrılarak kendisini sınırlayan regülasyonlardan kurtulması ve rekabet ortamının tamamen bozulmasıdır. Tabii bu sonucu istemeyiz.

İkinci ihtimal ya da alternatif, olumlu ihtimaldir.Avrupa'da da yaygınlaşan "Altyapı/Hizmet Ayrımı", ana altyapıya sahip olan firmanın sadece altyapıyı işletmesi ve artık ses/internet/veri vb. hizmetleri sunmaması demektir. Yani bizdeki isimleriyle Türk Telekom'un sadece altyapıyı işletmesi ve bu altyapıyı kendi TTNet'i de dahil diğer alternatif işletmecilere aynı fiyat ve şartlarla kullandırmasıdır.

Altyapı/Hizmet Ayrımının, Türk Telekom özelleştirilmesinde "altyapı mülkiyeti/işletilmesi ve imtiyaz süresi sonunda devri" ile ilgili Danıştay görüş ve kararıyla da uyumlu olduğu kanaatindeyiz. Türk Telekom dahil konunun tüm taraflarının bu konuyu düşünmeleri gerekiyor.

İkinci gelişme

sektörümüzdeki "iki kutupluluğa gidiş eğilimi"dir.Bir yanda Türk Telekom etrafında, öte yanda Turkcell etrafında "sabit + mobil" ve "mobil + sabit" şeklindeki yoğunlaşma eğilimleri...Bu iki grubun dışında kalan sektör unsurlarının büyüyememesi...

İşletmecilik sektöründeki cironun %85-90'ını üreten ve birbirine yakın güçte olan iki grup...Bu iki kutupluluk eğilimi, yakın gelecekte önemli bir risk oluşturabilir..Hem sabit hem mobil ve hem de her tür katma değerli hizmetler alanında çalışacak iki grup, grup içi firmaları destekleme baskısı altında kalabilir. Bu durum ise hem rekabeti bozabilir, hem de bu grupların kendi verimliliğini düşürebilir.

Dengeyi sağlayacak ve bu iki grup dışındaki firmaların oluşturduğu yeterince güçlü bir üçüncü ayak henüz oluşturulabilmiş değil. O nedenle kutuplaşma eğilimi daha da güç kazanabilir. Bu durum ise serbest/alternatif sektörün gelişmesini durdurabilir. Ama aynı zamanda bu iki gurubun kendilerine de zarar verebilir. .

Kutuplaşma eğilimini kimse için bir suçlama değil bir tespit olarak ve sektörün tümünü yakından ilgilendiren bir husus olarak ifade ediyorum. Dünyadaki ekonomik krizin sürdüğü bir ortamda, tüm firmalarımızın birlikte zarar görmesinden endişe ediyoruz. İstihdamın da büyük yara almasından endişe ediyoruz. Bu konuyu dikkatle düşünmeliyiz.

Sözünü ettiğim bu iki gelişme, yani "sektördeki güçlü iki kutupluluk eğilimi"ve "TTNet'in Türk Telekom'un ikizi haline gelmekte oluşu" her türlü teorik tartışmadan daha önemlidir.

Siyaset, Kurum ve sektör mensupları içinde bu konuları konuşmaya ihtiyacımız bulunuyor.

Biz TELKODER olarak bu konuların tartışılması için üstümüze düşeni yapacağız. Örneğin Altyapı/Hizmet Ayrımı konusunda 2 Aralık 2008'de bir toplantı düzenledik. İngiltere örneğini TELKODER, TK ve İNGİLTERE BÜYÜKELÇİLİĞİ işbirliği ile tartışacağız.


Değerli misafirler değerli arkadaşlar,

TELKODER, geleneksel çizgideki mücadelesini de, sektörümüzde olumlu sonuç üretmeye dönük İKLİM yaratma çabalarını da sürdürecektir. İKLİM düzelince daha çok iyi sonuç, daha az gerginlik ve daha az mahkeme göreceğimizi umuyoruz. Bu çabalarımızı karşılıksız bırakmayan Sayın Bakan'a, Sayın Kurul Başkanı'na, sektörümüzün büyük-küçük tüm firmalarına ve basın mensuplarına teşekkür ederim.

TELKODER her zaman olduğu gibi sektörümüze ve yurttaşlarımıza hizmet doğrultusunda "bilgili, evrensel bakışlı, yurtsever, serbestleşmeden ödün vermeyen, dik duran, uygar ve diyaloga açık " yapısını sürdürecektir.

Katılımları ile bizi onurlandıran tüm misafirlerimize ve üyelerimize teşekkür ediyor ve saygılar sunuyorum.

 

 

DÜNYADA TELEKOM ALANINDAKİ SON SERBESTLEŞME GELİŞMELERİ

Öncelikle AB'den bazı rakamlar vermek istiyorum. AB ülkelerinde alternatif işletmecilerin telekomünikasyon pazarındaki payı ortalama %50'ler civarındadır. Sabit telefon hizmetleri piyasasında alternatif işletmecilerin pazar payı ortalama %40 (Türkiye'de % 4 ), genişbantta ise %56'dır (Türkiye'de %5). Ayrıca, genişbant hizmetlerinin %17'si alternatif altyapılar üzerinden tüketiciye sunulmaktadır. Avrupa'da genişbant hizmetlerinin %83'ü DSL, %15'i kablo, %2'si ise fiber erişim ile verilmektedir.

Görüldüğü gibi AB, serbestleşmede oldukça önemli yol katederek, hem yatırımcılarını hem de tüketicilerini koruma yolunda önemli adımlar atmıştır. Hepimizin bildiği gibi AB'de serbestleşme 1990'lı yılların sonlarında başlamıştır. AB, teşhis, kurumlaşma, mevzuat ve uygulamada dikkate değer bir başarı sağlamış durumdadır. Bu nedenle, AB ülkelerinde telekomünikasyon sektöründe uygulanmış ve uygulanması planlanan politikaların incelenmesi bize de yararlar sağlayacaktır.

Yatırım Merdiveni

AB'nin başarıya ulaşmasında, yukarıdaki faktörlerin yanı sıra, ekonomiye bir bütün olarak bakması ve bu ekonomi içerisindeki telekomünikasyon alanını her yönü ile değerlendirmesi de etkili olmuştur. Örneğin, telekomünikasyon alanında yapılan yatırımların arttırılması için "Investment Ladder - Yatırım merdiveni" yöntemi uygulanmıştır. Bu yöntem ile, her adımda işletmecinin belirli bir abone sayısına ulaşarak, bir sonraki adım için birikim yapmasını sağlamak amaçlanmıştır. Bu sayede, piyasaya yeni giren işletmeciler, öncelikle hizmet sektörüne yoğunlaşmış ve yeterli gelir elde ettikten sonra kendi altyapısını kurmaya başlamıştır. Böylece, piyasaya yeni giren işletmeciler ilk olarak hizmet piyasasında, sırasıyla, perakende satış, veri akış erişimi ve yerel ağın paylaşıma açılması alanlarında rekabet etmişler ve sonrasında yeterli sermaye birikimine sahip olduklarında kendi altyapılarını kurmaya başlamışlardır.

Altyapı/Hizmet Ayırımı

AB, geldiği noktayı ve telekom alanındaki yatırımları yeterli görmemekte, rekabeti daha ileriye götürmek için önlemler almaya devam etmektedir. Bu önlemlerin en önemlilerinden birisi 2007 yılında kabul edilen "Functional Seperation - Altyapı/Hizmet Ayırımı" dır. Altyapı-Hizmet Ayırımı ile, altyapı sahibi işletmecilerin, hizmetler alanında rekabet ihlali yaratmalarının önüne geçilmektedir. Bu uygulama ile altyapıları işletenler ile hizmet sunan işletmeciler ayrı şirketler haline getirilmektedir.

Altyapı/Hizmet Ayırımı uygulaması için en uygun örnek, İngiltere'deki Openreach'dir. 2005 yılında İngiltere düzenleyici kuruluşu OFCOM tarafından kabul edilen düzenleme ile British Telecom, Openreach adı altında yapılanan altyapı işletme şirketi ve BT adı altında yapılanan hizmet sağlayıcı şirket olmak üzere ikiye bölünmüştür. İngiltere'de ki bu uygulama geçen üç yıl içerisinde korkulanın aksine başarıyla sonuçlanmıştır. Örneğin, BT'nin yapmış olduğu açıklamalara göre yatırımlarında düşüşün aksine artış olmuştur. Yine uygulamanın ardından Openreach'in gelirlerinde artış yaşanmış, ve uygulama ile elde edilen verimlilik ve kaynakların etkin kullanımı sayesinde BT'nin gelirleri artmıştır.

Bu yöntemin, etkin rekabetin tesisi için en etkin çözüm yolu olduğunun anlaşılmasıyla birlikte, piyasada sağlanan güven ortamı sayesinde yatırımların arttığı, kaynakların etkin kullanımı sayesinde verim artışının yaşandığı ve tüm işletmecilerle birlikte yerleşik operatörün de uygulama sonrası hisselerinin değer kazandığı görülmüştür.

Türkiye'deki duruma bakacak olursak, TT'nin özelleştirilmesi sırasında, hazırlanan imtiyaz sözleşmesi, görüşleri alınmak üzere Danıştay'a gönderilmiştir. Danıştay'ın bildirmiş olduğu görüş şöyledir;

"Türk Telekom'u satın alacak yatırımcı 21 yılın sonunda telekomünikasyon sisteminin işleyişini etkileyen tüm teçhizatı bütün fonksiyonları ile çalışır vaziyette ve bu teçhizatın kurulu bulunduğu, kendi kullanımında olan taşınmazları Kuruma veya Kurumun göstereceği kuruluşa bedelsiz olarak devreder."

Danıştay'ın görüşü incelendiğinde Altyapı-Hizmet Ayrımının teorik olarak kabulü anlamına geldiği görülüyor. Rekabetin desteklenmesi ve serbestleşme sürecinin hızlanması için altyapı hizmetlerinin perakende hizmetleri veren işletmelerden ayrılması, İngiltere örneğinde' de görüldüğü gibi tüm sektörün lehine olacak ve tüm aktörler bundan faydalanabilecektir


Yeni Nesil Şebekeler

AB'de rekabeti daha da arttıracak önlemler konusunda çalışmalar devam etmektedir. Bunların en önemlisi "Next Generation Networks - Yeni Nesil Şebekeler" konusudur. Yeni Nesil Şebekeler ile genişbant üzerinden, birden fazla hizmetin, farklı ve daha yüksek kalitelerde sunulması sağlanmakta ve bu şebekeler ile, telefon, internet, televizyon gibi birçok hizmet aynı şebeke üzerinden daha hızlı ve çok daha kaliteli olarak verilebilmektedir.

Dünyada bantgenişliği kullanımı her yıl %50-%100 arasında artış göstermektedir. Bantgenişiliği konusunda yaşanan her gelişme, yeni ve daha kaliteli hizmetler anlamına gelmektedir. OECD'nin yapmış olduğu çalışmaya göre, 2010-2020 yılları arasında hane halkının talep edeceği bantgenişliği 50 Mbit olarak tahmin edilmektedir. Böyle bir durumda, uygulanabilir yeni teknolojilerin ve şebekelerin gelişimi önem kazanmaktadır. YNŞ'ler, fiber ağ sayesinde tüketicilere daha yüksek bantgenişliği sunmaktadır. Bu sebeple, artan talebi karşılayabilmek için fiber ağ kurulumu desteklenmelidir. Ancak, bu konuda, yerleşik operatörün ve devletin takınacağı tutum ,rekabetin gelişmesi açısından çok önemlidir.

Devlet'in YNŞ'lerin hayata geçirilmesinde üç temel görevi bulunmaktadır. Bunlar, YNŞ kurulumunun ve kullanımının desteklenmesi, gerekli düzenlemelerin yapılması ve kuruluma doğrudan katılması, yani yatırım yapmasıdır. AB ve OECD ülkelerindeki yaygın görüşe göre, devletin doğrudan yatırım yaparak YNŞ altyapısının kurulumunda rol alması, dikkatli olmak gereken bir konudur. Özellikle yeni işletmecilerin altyapı yatırımı konusunda yetersiz kaldığı ülkelerde, fiber ağın kurulumunun devlet eliyle yapılması, altyapı işletim hakkını elinde bulunduran yerleşik işletmecinin, YNŞ'ler üzerinde tekel haline gelmesi, piyasaya giriş engellerinin oluşması ve dolayısıyla piyasadaki rekabet şartlarının bozulması gibi bir çok sakıncası bulunmaktadır. Bu sebeple, devlet, YNŞ kurulumu konusunda aşırı müdahalelerden kaçınmalıdır ve piyasa başarısızlığının bulunduğu durumlar dışında kendisi bizzat yatırım yapmaktan kaçınmalıdır. Bunun yerine, devlet, alternatif işletmecileri, koşulları uygun hale getirerek yatırım yapmaya teşvik etmelidir. Bu noktada, Yatırım Merdiveni kuramının önemi bir kez daha anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, henüz altyapı rekabetinin oluşmadığı ülkeler, YNŞ kurulumu konusunda dikkatli olmalı, yerleşik operatörün tekel konumuna gelmesini ve rekabet konusunda yaşanacak sorunları ortadan kaldırabilmek için, alternatif işletmecileri altyapı yatırımları konusunda desteklemelidir. Bu teşvik ise Yatırım Merdiveni kuramının başarılı bir şekilde uygulanması ile sağlanmalıdır.

Gelecekte rekabetin arttırılarak devam ettirilmesi için AB'de ayrıca "Geographic Segmentation - Coğrafi Bölümlendirme" ve "Cost Based Pricing - Maliyet Temelli Fiyatlandırma" gibi konularda geliştirme çalışmaları devam etmektedir.

Saygılarımla,
Yusuf Ata ARIAK Telkoder Başkanı

* Altyapı/Hizmet Ayırımı konusunda TELKODER,TK ve İngiliz Büyükelçiliği,2 Aralık 2008 tarihinde Ankara'da bir konferans düzenleyecektir.İlgilenenlerin katılmasını tavsiye ediyoruz.